• Авторизация


ДРЕВНИЕ ПОСЛОВИЦЫ И ПОГОВОРКИ ГУННОВ-КАРАЧАЕВЦЕВ "НАРТ СЁЗЛЕ" 06-07-2009 01:58 к комментариям - к полной версии - понравилось!


975-343-440-5_s  ОБЛОЖКА-АТАСЁЗЛЕ (90x132, 2Kb)
СЛОВАРЬ ДРЕВНИХ И ЗАБЫТЫХ СЛОВ.


Из книги СУФИЛЬИ СЕМЕНОВОЙ, "NART BOYU TÜRKLERİ HUN-KARAÇAYLILARIN ATA SÖZLERİ". /"NART SÖZLE"/. Изд. "KAYNAK", Стамбул,2007г.



*Beti campak küzgüge kölkaldı eter: Yamuk yüzlü aynaya küser.
*Cumuk közlü çuunu tersler: Yumuk közlü atalarını suçlar.
"Çuu" eski dilde "uzak atababalar, genetik atalar" demektir. Örneğin: "Atı çuu sağınılmay kaldı" (ismi, genetik ataları anımsanmadan yok oldu, hayatta onun genetik dalından kimse kalmadı). Dolayısıyla atasözü şöyle okunmakta: "Yumuk közlü genetik atalarını suçlar".
*Cumukközge açıkköz - badırak: Yumuk közlü için açik gözlü - fırlama gözlüdür.
*Bet kıysık ese küzgüge ne dau? Yüz yamuk ise aynaya ne dava?..
*Arbaz kınnırdı da iynek saualmayma: Avlu düz olmadığından iyneği sağamıyorum.
*Palah aytıuçu palahha kalır: Hep bela haberler getiricinin başı belaya girer.
*Gudu-hurcundan, kul-gırcından: Hırsız - cepten, kole - ekmekten..(anlar).
*Muhar betin aşar: Obur vicdanını yiyer.
*Karaton kelin dariy cayılır, tabıuçu kelin calka kayırır: Kısır gelin ipek gibi yaylır, doğurucu gelin yelesini kaldırır.
Satıraltı tercümesi yetersiz kalmakta, zira "calka kayırır" "karşı koyar" anlamında gelmekte ve getirilen cümlenin manasından etkilenerek "yüz tutar, "burnu havalarda olur" anlamı yansıtmaktadır. "İpek gibi yayılır" demek "çok nazik, güleryüzlü, hanım hanımcık" manada anlaşılmaktadır. Öyle de atasözü şöyle okunur: "Kısır gelin çok nazik olur, çocuklu gelin ise karşı koyucu, yüz tutucu olur".
*Kündeş kündeşge art bulğar: Kuma kumaya kıç sallar.
*Kesi cığılğan cılamaz: Kendi düşen ağlamaz.
*Aman ul ulutur: Kötü oğlan ulutur.
*Ursan-ölür, satsan-kelir: Vurursan ölür, satarsan gelir.
Bu atasözü bir birinden kopamayacak kadar yakın akrabaların yaramaz olduğu durumda dile getirilir. Örneğin: "Ne yapacaksın, evlat, vurursan ölür, satarsan gelir".
*Köb söleşgen poh söleşir: Çok konuşan çerçöp konuşur.
Bu tercümede "poh" sözünün tam karşılığı bulunamıyor. ("Poh" çerçöpün hayvan dışkısıyla karıştığını veya yoğun bir kirli karışıklığı anlatır).
*Kerti köb aytılsa calan bolur: Gerçek çok tekrarlanırsa yalan olur.
*Cathan taşnı tübüne çık ötmez: Yatan taşın dibine çiğ geçemez.
*Uçhan çaprak butakdan kutuldum deb kuanır: Uçan yaprak daldan kurtuldum diye sevinir.
*Calan sertı-kımıja: Yalanın sırtı çıplak.
*Başına tabmazın ayağına tabhan tabhanına taban basar: Başı için bulamayacağını ayağı için bulan, bulduğuna taban basar.
Görüldüğü gibi satıraltı tercüme anlamını ortaya koyamamakta. Kullanımdaki manası şöyledir: " Dünyaları verip de elde edemeyeceği kızı (erkeği) kaderin bir oyunu olup tesadüfen elde ediveren değersiz kişi, onu kendi düşük seviyesine indirir ve ayak altına alır".
*Ten bolmağannı tensinsen tensinneninden küerse: Denk olmayanı kendine denk edersen, denk ettiğin kişi tarafından yakılmış (üzülmüş) olursun.
Burada "küyerse" (yanarsın) atasözünün manasından etkilenmekte ve "üzülürsün" manada okunmaktadır.
*Tış-aybatlık, iç-kertilik: Dış görsellik, iç gerçek.
("Aybat" sözü hem dış gförünüşü, hem tavır tarzını kavrayan bir kelimedir, o yüzden atasözünün anlamı biraz daha genişlemektedir). "Aybat" "maske, içindekinden farklı görünüş" manada da kullanılmaktadır.
*Soz haua da iş kerti: Söz-havadır, gerçek iştir. Burada "kerti" (gerçek) sözü "elle tutulacak, gözle görülecek" manada gelmektedir. Kullanımdaki manası-"Söz havadır, işse elle tutulacak, gözle görülecek bir şeydir".
*İgi igilik körür: İyi iyilik görür.
*Sırtı kiçigen biy eşigine: Sırtı kaşınan bey kapısına.
*Aldanırğa-taşçığa, hırtlanırğa-başçığa: Kandırılmak için falcıya, azarlanmak için başkana.
*Carık betli carıb caşar: Aydın yüzlü aydınlık yaşar.
Bu satıraltı tercüme anlamını yansıtamuyor. "Carık betli" (güleryüzlü insan veya açık reği bir şey), "carıb caşar" (gülerek oynayarak yaşar, bir diğer manası-"sinirlendirerek yaşar". Burada "gülerek,oynayarak" manada gelmektedir. Atasözü şöyle okunur: "Güleryüzlü gülerek oynayarak yaşar".
*Keleçisi igi bolsa keli başı erge barır: Çopçatanı iyi olsa havan destesi evlenir.
*Ana kayın ana bolsa burnuna şibiji cağar: Ana kaynana olunca burnuna biber sürer. "Burnuna biber sürmek" (şibijiburun bolurğa) "kibirlice burnunu havalara çekmek" demektir.
*Caş közü-kızda, cuuk közü-bernede: Oğlanın gözü kızda, akrabaların gözü verilecek hediyelerde.
*Kelin altın bolsa da kayın anağa - cez: Gelin altın da olsa kaynana için pirinç.
*Murdar canı-cannan ot: Katilin canı-alev alev yanar.
*Uçhan-sürkelmez, sürkelgen uçmaz: Uçan sürünmez, sürünen uçmaz.
*Tauk gakgısın kaya körür: Tavuk yumurtasını kaya gibi görür.
Kullanımdaki anlamı -"Her ana kendi evladını eşsiz bilir".
*At nalsız bolsa atlı sıysız bolur: At nalsız olunca atlının itibarı düşer.
*Akırın barğan uzak barır: Yavaş ilerleyen uzak gider.
*Közge tigilgenni sögüuçüsü köb: Göze batanın karalayıcısı çok.
*İlinmegen-örlemez: Tırmanmayan yukarı çıkamaz.
*Aşıkğan suu tennizge cetmez: Acele eden su denize ulaşamaz.
*Cumdurukdan söz auur: Yumruktan söz ağır.
*Söznü sürgen sözlük bolur: "Söz" (söz) kelimesi konuya bağlı değişerek "dedikodu" manasını da taşır. Atasözü şöyle okunur: "Dedikoduyu seven dedikodu konusu olur".
*Biçak cara bitelir, söz carası bitelmez: Biçak yarası iyileşir, söz yarası iyileşmez.
*Artdan ayhan-art kibik: Arkadan konuşan kıç değerinde.
*Cuklauknu castığı-muşuldauk: Uykucunun yastığı mışıldayıcı.
Görüldüğü gibi satıraltı tercüme manayı üstlenememekte. Bu hafif alay sözü olup sözlerin uyumundan ibarettir. Eski Türkçesi'nde bu türden çok deyiş vardır. Kullanımda "Horlaması yastığına bile sinmiş, kronik uykucu " olarak anlaşılır.
*"Kesim" desen eki ernin bir birine tiyer: "Kendim" dersen iki dudağın bir birine dokunur. Anlaşılan manası-" Her kes önce kendim der".
*Bilimni tot kesmez: Bilimi pas tutmaz.
*Har maka mırdısın mahdar: Her kurbağa kendi bataklığını över.
*"Kesim" degen ömür caşar, "halkım" degen ömürlük caşar: "Kendim" diyen ömür yaşar, "halkım" diyen ebediyen yaşar.
*Anasız bir cılar, curtsuz min cılar: Anasız bir defa ağlar, yurtsuz bin defa ağlar.
*Zamannı zaman ozar: Zamanın önüne zaman geçer.
*Işırılğan ot cuklanmaz: Üflenen ateş sönmez.
*Amanna iğilik etiü-tennizge taş atıu: Kötüye iyilik yapmak denize taş atmak gibi.
Satıraltı tercüme bu atasözünün kullanımdaki manasını yansıtamıyor. Atasözü şoyle anlaşılmakta: "Kötüye yaptığın iyilik denize taş atarcasına kaybolup gider".
*Ciltinden-şınkart: Kıvılcımdan-alev.
Örnek: "ciltinden-şınkart degenley bir sözden kauğa çıkdı" (Kıvılcımdan-alev denilen gibi, bir sözden kavga çıktı).
*Börü bala tiş bla oynar: Kurt yavrusu dişle oynar.
*Tauk kazğa erişdi da arıkda batdı: Tavuk kazla yarıştı da derede boğuldu.
Maka taşha örledi da düniyanı kördü: Kurbağa taşa çıktı da dünyayı gördü.
Okuğan akıl okur: Okuyan akıl okur.
*Bilimni bağasın bilim bilir: Bilimin kıymetini bilim bilir.
(Burada "bağasın" (pahasını) söz "kıymet, değer" manada okunmaktadır).
*Har kiritge bilim-açhıç: Bilim her kilidin anahtarı.
*Işannan ışannanından cılar: Güvenen güvendiği tarafından ağlatılır.
*Muhar canı-karında: Oburun canı karnında.
*Cer Künnü ol tutulsa anılar: Yer Güneşin değerini o tutuldukça anlar.
*Cahanimni körmegen candetge köl salmaz: Cehennemi göemeyen cennetin kıymetini bilmez.
*Koy tişinden hans bilir: Koyun dişinden ot bilir.
*Çın temir onmaz, Nart cesir bolmaza: Çelik rengini atmaz, Nart esir olmaz.
*Baş urub caşağandan öretin ölgen aşhı: Eğilip yaşamaktan dimdik ölmer iyi.
*Kalğan işge kar cauar: Zamana bırakılan işin üstüne kar yağar.
(Burada satıraltı tercümesi yetersiz kalmaktadır. "Kalğan" (bir yerde kalan) bu atasözünde "sonraya, zamana bırakılan" anlamında gelmekte, "kar cauar" (kar yağar) soyut tarzda anlam taşıyarak "hiç yapılmaz" anlamı yansıtmaktadır. Öyle de atasözü şöyle okunur: "Sonraya bırakılan iş hiç yapılmaz").
*Sabiyni cumuşha iy da ızından bar: Çocuğu bir işle gönder de arkasından git.
*Sannırau kulak el buzar:Sağır kulak halkı bunaltır".
( Bu atasözünde de sözler mana değişimine uğramaktadırlar. "Sannırau kulak" (sağır kulak) burada "doğru dürüst anlamayan, karıştıran, bir şeyi kenar köşesini yakalayıp da tamını bilmeyen, yarım yamalak bilen" anlamlarda okunmaktadır. "El buzar" (köyü bozar) " halkı bunalıma sokar, halkı bir biriyle dalaştırır " manasını taşımakta. "El" (köy) kelimesi de "halk" olarak okunur).
*Sannırauğa eki azan okulmaz: Sağir için iki ezan okunmaz.
*İşlegen-tişler: Satıraltı tercümesianlamıını yansıtamaz. "Tişler" (şiş kavurur) burada " sıkıntısız yaşar, bollukta yaşar" manada gelmektedir. Atasözü şöyle okunur: "Çalışan bollukta yaşar".
*Usta cünnü cibek eter: Usta yünü ipeğe dönüştürür.
вверх^ к полной версии понравилось! в evernote
Комментарии (1):


Комментарии (1): вверх^

Вы сейчас не можете прокомментировать это сообщение.

Дневник ДРЕВНИЕ ПОСЛОВИЦЫ И ПОГОВОРКИ ГУННОВ-КАРАЧАЕВЦЕВ "НАРТ СЁЗЛЕ" | EVREN-1 - Sofi Tram-Semen | Лента друзей EVREN-1 / Полная версия Добавить в друзья Страницы: раньше»