• Авторизация


Без заголовка 11-01-2009 14:15 к комментариям - к полной версии - понравилось!

Это цитата сообщения tramsemen Оригинальное сообщение

"НАРТ СЁЗЛЕ"-пословицы и поговорки НАРТОВ-КАРАЧАЕВЦЕВ. (стр.3.)


ATA SÖZLERİ
Nart Sözle

*Nart tohalanır, ocak ocalanır: Satıraltı tercümesi "Once çatı yapılır, sonra ocak bacası". Fakat satıraltı tercüme onun değişken soyut tarzdaki mansını açıklayamıyor. ("Nart" çatı, yüksek, en üst, üst kaplama, asil anlamında bir söz olup, Hun üst düzey asiliyetinin toplu lakabıdır. Hunların bilinen boyları "Nart"; Sya; Syanbiy(Tanşihaylı); "Oğuz". "Nart'ın" soyut tarzdaki anlamı geniş alanı kapsar ve her cümlenin manasına göre değişir. Örneğin: "Nart çamlansa tarh tayar" (Nart (üst düzey asil) kızarsa taht düşer); "Nart nalğa can salır"(Nart nala can katar).
*Nartnı-kıyımı, erni-tıyımı: Çatının süsü - sahibin maddi durumu. İkinci manası-Asalet erkeğin tanımlayıcısı, özü. (Satıraltı tercümesi biraz zayıf kalmakta. "Kıyım" eski sözdür, sert maddeler üzerindeki işlemelerin anlatılmasında da kullanılmaktadır. Anlamı-"kesilerek yapılan süs", "tıyım" ise "ekonomik hal" anlamını taşımaktadır ve "kiri" sözüne eşdeğerdir. Öyle de atasözü şöyle okunur: "Çatıdaki süs işlemelerin kalitesi ev sahibinin ekonomik durumunun göstergesidir" İkinci manada- Asalet erkeğin kan izi ve kişisel birikiminin göstergesidir).
*Nart çamlansa tarh çaykalır: Nart kızdığında taht sallanır. (Bu söz çok eski zamanların anısıdır ve Hunnu’da Şanüy yönetimin başlanıcındaki olaylara işaret etmektedir. Zira üst düzey asiller ( Nartlar) şanüya her an haddini bildirecek kadar yetkili olmuştu.
Tukumnu sıylısı -Nart, adamnı sıylısı – Kart. Soyun saygını – Nart, insanın saygını – Yaşlı.
( Bu eski deyış Hunlar'da "nart" (üst, çatı) anlayışının soylara nasıl yansıdığını göstermekte eşsizdir ve "Nart" boyu denilenin ne olduğuna ışık tutmaktadır. Yaşlılığın saygın oluşu ise günümüze kadar taşınmış bir manevi kural olarak Hun-Karaçaylılarda kusursuz işlemeye devam etmektedir).
*Nartnı atı-canı: Nart'ın atı canıdır.
*Nart sadağı- cauçaçar, Nart corğası -kuşuçar: Nart'ın yayı düşman dağıtıcı, Nart'ın atı kuş gibi uçucu.
(Görüldüğü gibi satıraltı tercüme manasını veremiyor. Bu atasözünde "kuş uçar" ve "cau çaçar" kelimeleri birlikte yazılmakta, zira yazılıştan dolayı mana değişmekte. "Kuş uçar" (kuş uçar) bir kuşun uçtuğunu anlatır, "kuşuçar" ise soyut tarzda anlam taşıyarak "diğer türlerden üstün marifetli dörtnalcı koşu atı" olarak anlaşılır. "Cau çaçar" (düşmanı dağıtır) "cauçaçar" olarak yazıldığında "ebediyen düşmanı mahvediçi, yenilgisiz" olarak çevrilir.Ata sözü şöyle okunur: "Nart'ın yayı yenilgisiz, Nart'ın atı uçan at".
*Nart kızğa kıyımlı tarhlık: Nart kızına işlenmiş ayakkabı.
(Satıraltı tercüme tamamen yetersiz. "Tarhlık" Hun asil kadınlarının giydiği boyu uzatan süslü deriyle ağaçtan yapılmış yüksek ayakkabılardır. Kraliçeler (Yanciy) de onları giymişlerdir. Öyle de atasözü geniş anlam taşımakta ve Nart kızının tahta layık olduğunu da manaya katmaktadır).
*Nart uuçalay sadak bla oynar: Nart avcıcık (çocuk) yayla oynar.
("Uuçalay" okşayışlı "avcıcık" kelimesidir, günümüzde kullanım dışı bulunmaktadır).
*Nartnı kartı da art bolmaz: Nartın ihtiyarı da gözardı edilemez.
*Asıl Nart'da-öz, kara halkda-köz: Asil Nart'ta öz var, kara halkta göz var. (Atasözü soyut tarzda anlaşılan türlendendir. Anlamı şöyle okunur: "Asil Nart'ta kudretli öz var, kara halkta ona karşı kıskanç göz var").
*Nartda oyma etgen halkğa oyumun tanıtır: Çatısını işlemeyle süsleyen düşünce tarzını, zevkini halkka tanıtır.
*Nart atlansa-kan kaytır: Nart ata binerse kan çevrilir.( Kelimesi kelimesine çeviri anlam veremiyor. Kullanılan anlamı - "Nart yollanırsa kanlı düşmandan öç alınır").
*Nart touğa kirse kobuzçu örge kobar: Nart şölen yerine girerse müzisyen ayağa kalkar.
*Sağadak tolu bolsa sadak atıul bolur: Satıraltı tercümesi "Sadak ok dolu olunca yay savaşmaya meyelli olur". Soyut tarzdaki anlamı "Bedeni enerji dolu genç her tür kavgaya, maceraya atılır".
*Sırt sağadakğa-uzun kol, ışım sağadakğa- çinke bel: ( Bu atasözünün manası satıraltı tercümede "Sırt sadak için uzun el, çizme sadak için bükülücü ince bel" dir. Ama anlamı biraz geniş gelmekte. Soyut tarzda şöyle okunabilir. "Sırt sadaktan ok almak için becerikli el lazım, çizme sadaktan ok almak için esnek bel lazım". "Uzun kol" (uzun el) burada "becerikli" manaya denk gelir, "çinke" ise "ince", "esnek" manaları içerir. "Çinke bel" eski dilden kalma "ince esnek bel" demektir).
*Artmak sağadakğa sal, sırt sağadakdan al: Heybe sadağa doldur, sırt sadaktan al. ( Bu atasözü heybe sadağın savaş sırasında zor kullanıldığını, sırt sadağın ise daha da kullanışlı olduğunu hatırlatmakta. Ata sözü şöyle anlaşılmakta: "Heybe sadak-depo, sırt sadak-savaştıran").
*Sadak tarthan ok cutar-yay çeken yay kurşunu yiyer.
*Kıyausuzma degen kıyılır-Eksiksizim diyen eksik olur.
*Bir alimge min zalim: Satıraltı tecümesi "Bir aydına bin zülümcü". Kullanımdaki anlamı "Bir aydınla bin zülümcü gıptacı uğraşır".

*Alim cansa-aytır, cahil cansa-urur: Aydının canı incindiğinde konuşur, cahilin canı incindiğinde saldırır. ("Cansa" (yakılırsa) sözü burada soyut tarzda mana taşımakta ve "canı incindiğinde" anlamında gelmektedir).
Alim aytır-terk kaytır: Aydın söylerse halk yönlendirilir. ("Terk kaytır" (büyük güç, çok, çoğunlık geri çevrilir) kelimeler burada soyut tarzda okunur ve "yönlendirilir" manada gelir. Satıraltı tercümede mana korunamamakta. "Terk" (pek çok, çabuk kelimesi burada" halk" anlamında gelmektedir. Kullanımda anlaşıldığı mana "Aydının aydınlatıcı konuşması çok sayılı halkı başka yöne çevirebilir". Örnek deyişler: “Asker terk-tekin künayıknı bashan edi.” (“Karça”efsanesi. Çok sayılı asker ufugu kapatmıştı; “Terk suu oya, kıra-cıra cayılğandı”(günümüzde Rus telafuzunda ve coğrafide-“Terek”) Büyük su enkazlar yaparak, öldürerek, ezip geçerek yayılmıştır.
*Terkge kerk uralmazsa – Satıraltı manası anlamını zedelemekte. “Kerk” ağacı ve diğer maddeleri kemirerek şekillendirici bir alettir. “Kerk urğan”-bir şeye şekil vermek veya bir hadde koymak anlamını taşır. Atasözümün anlamı “Çoğunluğu istediğin hadde tutamazsın” olarak Türkiye Türkçesine çevrilmektedir.
*Bilgenin tilleüçü halk tilimdilik bolur: Bilginini diliyle yaralayıcı halk parçalanmış, dağıtılmış olur. ("Tilleüçü" eski dilde "karalayıcı, iftiracı, dokunaklı dilli" manasını taşır. "Tilimdilik " ise uzun dar dilimlere kesilmek için hazırlanmış ıslak deriyi anlatır. Bazen "tilimdilik boldum" (çok ıslandım) anlamında da kullanılmaktadır. Burada "tilimdilik" "küçük parçalara ayrılmaya yüz tutmuş halk" manada gelmektedir).
*Emilikge-kayiş bau: Satıraltı tercümesi "Dizgine uymayana deri bağ" . Kullanımda suyut tarzda farklı manada gelir. Burada "Dizgine alışmayan ata deri dilimden yapılmış bağ gerekmekte" anlamındadır. ("Kayiş" deriden yapılmış kudretli ip).
*Emilik at baylanır, kötenli kız-süyrelir: Vahşi at bağlanır, kibirli kız kaçırılır.
*Saylağan kız tıbırda kalır: Seçen kız evde kalır.
*Kızın bolsa-erge, ölün bolsa-cerge: Kızın olsa-kocaya, ölün olsa-mezara. ("Cer" kelimesi burada "mezar" anlamındadır).
*Sıysız kızğa-kalın berne: Namusu zedelenmiş kıza görkemli çeyiz.
( "Çeyiz" kelimesi "berne'nin" manasını yansıtamamakta. "Berne" damadın akrabalarına dağıtılan hediyelerdir. "Çeyiz" ise "üy kerek" olarak ifade edilir).
*Cağağa cabışıuçu cağalanır: Birisinin yakasına yapışmayı seven kendisi yakalanmış oluri
*Kıyamut kelse kıyğıçını al: Bela geldiğinde pes etme, kendini toparla.
*Tintiüçü tintiül bolur: Eleştirici eleştirilir. Arayıcı aranır.
*Halk-çarsha, teli-harsha: Halk yangına, deli dans etmeye. ("Çars" ( at yarışı, büyük yangın, savaş belası) manalarda kullanılan eski sözdür. Bu atasözünde "yangın" manasını taşımaktadır. "Hars" ise ritmi oluşturan çalgı kaşıklardır, ama burada soyut tarzda mana içererek "dans" anlamında gelmektedir).
*Telige col boş: Deliye yol sebest.
*Sınathan sınar. Çektiren çeker. ( Örnek: "manna sınathanını kesin sına"(bana çektirenini kendin çek).
*Teliden mışau tuuar, mışau mannırau tabar, mannırau da bizge ne mannırar: ( Bu bir esprili hafif manalı alaydır. "Deliden uçuk doğar, uçuk koyun beyinlini doğurur, o da bizlere neler meyeler!" olarak çevrilmektedir.
*Toğuz tonuna cabışsa tonunu atıb kaç: Dokuz kişi kürküne yapıştıysa tonunu bırakıp kaç.
*Boza mıyık burdurur, çağır hali buzdurur: Boza bıyığı sıvalatır, rakı karakteri zedeler.
*Sostan huna aşalmaz: Granitten yapılan duvar çökmez. (Soslan, Sos granit demektir).
*Sos urukdan-keşene, mermer taşdan-töşeme: Granitten-mezarlık, mermrden-döşeme.( Sosuruk, Sosurka kahraman ismi olarak Nart Efsanelerinde geçmektedir. Bu erkek isim günümüzde de kullanılmaktadır. Anlamı: Sosuruk-granit parçası; Sosurka – granit bedenine işlemiş ve granitten parça).
*Ullusuz tör ulur: Büyüksüz (aydınsız) baş köşe ulur.
*Tartmağan ögüzge bir tayak, tarthan ögüzge min tayak: Çekmeyen öküze bir dayak, çeken öküze bin dayak.
*Kıbba kızıl kızarık, kerklige casarık: Kıb-ırmızı salak insanın süsü.
*Köb körgen köb bilir: Çok gören çok bilir.
*Takırlıkda caşağan-iyne bla kör kazğan: Fakirlikte yaşamak iğneyle mezarını kazmaya benzer.
*Barğan-barıudan, tarthan tartıudan: Yürüyücü- yürümekten, çekici de çekmekten bilir.
*Bet çomalthanna-çomalğan bet: Yüz tutana yüz tutulur.
*Kadır eşekge tartar, atha tartmaz: Katir eşeğe benzer (çeker), ata benzemez(çekmez).
*Tınçda aur hınç: Suskunun ruhu ağır. (Hınç geniş manalı lastik sözdür. İnsanın olumsuz havası, ruh ağırlığı,
geçilmez kuşkuculuğu, dayanılmaz karakteri vb. olumsuzlukların tanımlanmasında kullanılmaktadır).
*Karılğaç gürü bla, kögürçün nürü bla: Kırlangıç ses yeteneğiyle (sevilir), güvercin nuruyla (değer kazanır).
*Süzülgen altın-oka, süyülgen kız - kuka: Eritilip ipe dönüşen altından dantel olur, üstünde titrenen kızdan havalı, her erkeğe göz oynatan birisi olur.
*Altın süzgen oka satar: Altın işleyen dantel satıcısı olur.
*Süzülgen altın oka bolur, karalğan at corğa bolur: Eritilen altın ip ve dantel olur, bakımlı at dörtnalcı olur.
*Kuka kızğa - takğıç, lohbay caşha-kakğıç: Fırlama kıza-bağ, tembel oğlana -sopa.
*Caynı küle aşırsan kışnı cılay catarsa: Yazını gülerek geçirirsen, kışını ağlayarak yatarsın.
*Nartnnı atı-canı: Nartın atı canıdır.
*Biy közü-curtda, kul közü-cuurtda: Beyin gözü -memlekette, kölenin gözü-yogurtta.
*Muhar karın bet uyaltır: Obur karın yüzü utandırır.
*Salam bla kelgen-törge, kama bla kelgen -körge: Selamla gelen-baş kköşeye, kılıçla gelen-mezara.
*Hileüden tireü bolmaz: Çürükten direk olmaz
*Cuulğan at - cumuluk: Bakımlı at dörtnalcı.
*Aman atasın anasın aytdırır: kötü evlat anne babasını kötü lafla andırır.
*Biy kazanda et bişer, andan kulğa ne tüşer: Beyin kazanında pişen etten kula (köleye) ne gelir.
*Eki ilaçin cırtışsa şorbat uyasın tük basar: İki kartal çatıştığında serçenin yuvasını tüy kaplar.
*Can canna cağılssa, can canna canar: Can cana sarılsa can cana tutuşur.
*Okaçı okalı kiymez: Dantel uzmanı dantelli giysi giymez.
*Kıtlıktan cutluk tuuar: Kıtlıktan göz doymamazlık doğar.
*Ullu mahtanmaz, mahdalır: Değerli övünmez, övülür.
*Kesin mahdağan-kerekli: Kendini öven-çatlak.
*Işan tuthan - şam tutar. Nişan alabilen şanı elde tutar.
*Kol- Teyriden, kolay-kişiden: El-Tanrıdan, onu değerlrndire bilmek- kişiden.
*Kıyıkğa kıyğıç tabılmaz: Ters kişiliklini düze çevirebilecek alet bulunamaz.
*Mışau caşha - muş-muş katın: Gerizekalı erkeğe mışıl mışıl uykucu kadın yakışır.
*Biçak cara bitelir, söz carası bitelmez: Biçağın açtığı yara iyileşir, sözün açtığı yara iyileşmez,
*Can carası bitelmez: Cana işlemiş yara iyileşmez.
*Konnan-kutulur, kon-kon-urulur: Oturan- kurtulur, telaşlı-vurulur.
*Caya tuthanna cau çabar: Yay tutana düşman saldırır.
*Açıtmağannı açıtsan hathuna açı bitelir: Seni üzmeyeni haksız yere üzersen göhsüne açı saplanır.
*Ters bolğandan ese tersden talan:Haksızlık yapmaktansa haksızllığa uğra.
*Kol tulakçı bolsa baş cumduruk alıuçu bolur: El kötü işaret yapmaya alışkın olursa baş yumruk yiyici olur. ("Tulak" parmak kıvrılığından oluşan bir alçaltıcı el hareketidir).
*Tıyılğan su-ayırılır, basılğan halk-kayırılır: Önü kesilmiş su taşar, baskı altındaki halk ayaklanır.
*Kıshaç kısa kısar:Sıkıştırıcı (baskı oluşturucu) alet az zaman sıkabilir.
(Burada direk anlamı uymaz. soyut tarzda "baskı oluşturan her şey kısa zamanda kırılır anlamında söylenmekte).
*Kelbet tık da akıl kıt, ne etsin carlı Zıgıt? Görünüş var da akıl kıt, ne yapsın zavallı Zıgıt?
*Suu tıyğıç eski bolsa tıkğıçha kesilir: Su engeli eskidiğinde parçalanıp delik kapatıcı olur.
*Caşlık-ay-hay, kartlık-nay-nay: Gençlik-hay,hay! İhtiyarlık - nay,nay!
*Sılauçu kol türtülmez: Okşayıcı el itilmez.
*Toyda şoh-ten, oyda-et cen: Eğlencede - dost, belada - akraba.
*Mayası kıyaulu bolsa cuurt hubbegili bolur: Mayası bozuk yogurt sulu olur.
*Uluna kılık kıymağan kartlıkda ulundan kıyılır: Oğluna düzgün terbiye vermeyen, yaşlılığında onun haddinde yaşamak zorunda kalır.
*Caşha - kübe, kızğa-kübür. Oğlana zırh, kıza sandık.
*Emina emenni emer: Veba meşeyi bile yıkar.
(Bu atasözünde kelimesi keliimesine tercüme anlamı yansıtamamakta. Tam anlamı-"Veba en kudretliyi bile yıkar").
*Colay haparı-toğay: Colay'ın lafı yuvarlak.
(Bu atasözü da soyut tarzda anlaşılan türlerdendir. Anlamı-"Kurnazın lafı örtpas olur ve her an iddialarını istediği yöne çekebilir, her sıkıntılı durumdan da sıyırılır").
*Kiyiz müyüzge zar: Kilim süs boynuzunu kıskanır.
*Tul biyçeni kul ençiler: Dul hanımefendiye köle yanaşır. (Satıraltı tercüme manasını vetememekte. Anlaşılan manası - Hanımefendi dul kalınca ona yanaşmaya köle cesaret bulur.)
*Ayırılğan koy-börüge aş: Sürüden ayrılan koyun kurta yem.
*Talğan -tayar, tayğan-cığılır, cığılğan-kırılır: Artık direnemeyen kayar, kayan düşer, düşen kırıklık yaşar.
*Kar erise su bolur, halk erise kuu bolur: Kar eriyince su olur, halk kendi özünü kaybedince sindirilmiş olur. (Burada halk erise sözcükler soyut tarzda okunur ve halk kendi özünü kaybederse olarak anlaşılır. Kuu sözcüğü hayata veda eden her şeyi anlatır: kuu terek-kurumuş ağaç, kuu cer-kurumuş yer vb. Bu ata sözünde sindirilir, silinir anlamında gelmektedir).
*Şam-kamada, sıy-kanda: Şan kılıçta, asalet kanda.
*Ana kölü balada, bala kölü talada: Anne gönlü yavrusunda, yavrusunun gönlü ovada. (Bu atasözü de soyut tarzda anlaşılmakta. "Ova" (tala) burada "ufuk" anlamında kullanılmaktadır. Atasözü şöyle okunur: Anne gönlü çocuğunda, çocuğun gönlü ufukta).
*Auzun kandan tolsa da kanlına bildirme: Ağzın kan dolu ise de düşmanına belirtme.
*Karan kakğan kaş kermez: Karan'ın dokunduğu kaşını germez.
( Direk anlam atasözünün manasını açamamakta. Hun-Karaçaylılar souyt tarzda konuştukları için bu söz "Karan (Lilit) gezegenin etkisi dokunan mutlu olmaz" ya da (duruma göre) "lanetli genetik izini taşıyan mutlu olamaz" manada okunur).
*Küntiymezge-salkınlık, suuçapçakğa-kalkınlık: Güneşe dayanıksıza gölge yaprağı, suya dalmayı sevene tutunacağı tahta yapıt. ( Kelimesi kelimesine verilen anlam eksik anlaşılmakta. Anlamı-"Sorgulamadan her insana ona en çok gereken şeyi ver". "Suuçapçak" diye hava soluyan, ama suda avlanan canlılara denir, ayrıca "samur" manasını taşımaktadır. Bu atasözünde suyu seven, devamlı yüzmeye meyelli çocuk (kişi) anlamında verilmektedir).
*Kala sorsan-buğoydan, er sorsan-kelbetden: Kale sorarsan ateş pencerelere bak, adam sorarsan görünüşüne bak. (Burada kelbet sözü görünüş haricinde kişisel özellikleri de içermektedir. O yüzden satıraltı tercüme yeterli olamaz. Anlaşılan manası: Kale arıyorsan ateş pencerelerine bak, adam arıyorsan görünüşü ve tavırlarına bak.)
*Közcanmazda öz canmaz: Gözü sönüğün özü de sönük.
*Sılauçu cılauçu bolmaz: Okşayıcı ağlayıcı olmaz.
*İgi -tartınır, aman -suğulur:İyi çekinir, kötü sokulur.
*Er-elden, sabiy-belden, egeç-kandan, karnaş-candan: Eş dışardan, çocuk göbekten., kız kardeş kandan, erkek kardeş candan.
*Katınnı auzuna üretgen erni kılıçı tot: Kadınınıyla tartışmaya alışmış erkeğin kılıçı paslı olur. (Satıraltı tercümesi-"kadınını ağzına alıştıran"dır. Ama bu Türkiye Türkçesin'nde mana ifade etmediğinden, soyut tarzda manası asıl olarak verilmiştir. Bu atasözünün manası tam olarak şöyle okunur: "Korkak, erkeklikte hiç, kılıcını pas tutmuş erkek kadın lafına karışmayı, kadınla çekişmeyi sever").
*Baş olmasa börkden ne hal?: Baş yoksa şapka ne eder?
*Mukkur sırtnı tıyın capmaz: Kamburlu sırtı pahalı kürk kapatamaz.( Hun-Karaçaylı Türkçesinde şöyle anlaşışır: Ters, bozuk kişiliği pahalı giysi örtemez).
*Kara künde-karnaş, igi künde-nöger: Kara günde kardeş, iyi günde-dost.
*Katın tüygen kişi-tişiden tişi: Kadına vurucu erkek dişiden dişidir.
*Honşunu kızın söksen kesi kızın sögülür: Komşunun kızını karalarsan kendi kızın karalanmış olur.
*Öksüznü cılamuğu-karğış, süyünçü-alğış:Öksüzün gözyaşı beddua, sevinci duadır.
*Batsan da ullu suuda bat: Boğulursan da büyük sularda boğul.
*Urulsan da ullu cayadan urul: Vurulursan da büyük yayla vurul.
*Uruğa-buruu, uruuğa-turuu: Hırsızlığa karşı duvar, saldırıya karşı - savunma. ("Turuu" (dinelmek) kelimesi burada suyut tarzda anlam vererek "savunma" olarak okunmaktadır).
*Kuu kuumu-kuu tartar: Satıraltı tercüme anlamını veremez. Soyut tarzdaki manası "Her şeyi mahvoluş tarafına yorumlayan mahvolmayı üzerine çeker", ya da Oflayıcı oflayıp duracak hale gelir.
*Açılğan kolğa kuş konar: Açık avuça kuş konar. Soyut tarzdaki manası "Açık elliye Tanrı bol verir".
*İynannan inanılmaznı tabar: İnançlı inanılmazı bulur.
*Bir kolun bla alğanını bir kolun bla ber: Bir elinle kazandığını, diğer elinle ver.
*Beriüçüge kaytıb keliüçü: Satıraltı tercümesi "Vericiye (kısmet) dönüp gelici". Kullanımdaki yorumu -Vermeyi sevenin kısmeti devamlı açık.
*Aman katın artı bla korkutur: Kötü kadın kıçıyla korkutur.
(Satıraltı tercümesi atasözünün manasını yansıtamamakta. Taşıdığı mana-"Değersiz kadın çocukları peşpeşe doğurarak kendini mecburen kabullendirir").
*Han balık suuda batmaz, asıl at colda kalmaz: Han balığı suda boğulmaz, asil cinsi at yolda yıkılmaz.
*Cahanimni colu-igi innetden tolu: Cehenneme giden yol iyi niyetlerle kaplıdır.
*Tüyülgen katın kucurur, erkeletilgen-kuturur: Dövülen kadın tuhaflaşır, şımartılan kadın kudurur.
*Süymeklik- közden, üyleniü-özden: Aşk- gözden, evlilik -özden.
(Getirilen satıraltı tercümesi yetersiz kalmakta. Asıl kullanılan manası: Aşk için bir bakış yeterli, evlenmek için da özü bilmek gerekli).
*Ariü-közden, asıl-sözden: Güzel gözden, asil sözünden (tanınır).
*Keçe bilmegen ketmez auruu bla caşar:Affedmeyi bilmeyen ağır hastalıkla yaşar. (Getirilen mana yetersiz, zira Hun-Karaçaylılar "auruu" (hastalık) sözünü süregen, hiç gitmeyen hüzün, acı olarak da kullanmaktadırlar. Öyle de atasözünün anlamı-"Affedmesini bilmeyen kişi göhsünü kemiren hüzünle yaşar").
*Caşha biçak silksen başha kama tirelir: Oğlana biçak çekersen başına kılıç direnır. (Satıraltı tercümesi manayı çarpıtmakta, zira "caş" (oğlan) burada her hangi birisi manayı üstlenmektedir. Kullanılan manası-"Başkasına biçak çekersen başına kılıç dayanır").
*Bireünü börkün alsan börküne sak bol: Birisinin şapkasını aldıysan kendi şapkana dikkatli ol.
*Külme caşha, kelir başha: Alay etme oğlana, gelir başına. (Burada "caş"(oğlan) sözü "yaşayan her kimse" manasını taşımaktadır. Kullanılan manası-"Kimseyle alay etme, başkasının durumuna gülme, çünkü kendi başına gelebilir").
*Zar kölü kül: Kıskancın gönlü kül. (Burada "kül"(kül) kelimesi "yok, hiç, ortadan kalkmış durumda" anlamında gelmektedir. "Köl" (gönül) ise, yoruma bağlı, "kişilik" anlamınını da yansıtmaktadır. Öyle de anlamı-Gıptalının gönlü kül gibi yakılmış olur).
*Başhağa uru kazsan kesin tüşerse: Başkasına çukur kazarsan kendin düşersin.
*Suu çelekni tübü suuda kalır: Su kovanın dibi suda kalır.
*Aş bermesen da kaş ber: Yemek vermesen da kaş ver. (Kullanılan manası başkadır_-"Yemek vermesen da gülümseni eksik etme". Kaş ver deyişi – güler yülü ol demektir).
*Zar canı cana caşar: Kıskanç canı alev alev yanarak yaşar.
*Cauğa calbarğandan cat da canını karma: Düşmana yalvarmaktansa uzan da intihar et. Canını karma –eski sözdür ve intihar et anlamını taşımaktadır.
*Aşasa aşamasa da börünü auzu kan: Yese yemese de kurtun ağzı kan.
*Kereksiz mahdalğan kerekli bolur: Yersiz övülen delirir.
*Suu çıkmağan kölnü maka hırıu tutar: Suyu yenilenmeyen gölün üstünü kurbağa yosunu kaplar.
*Bergen kolda-bereket: Veren elde bereket.
*Zar zor caşar: Gıptalı zor yaşar.
*Zorda marda cok: Zülümde sınır tanınmaz.
*Zor kılıçı sabdan sınar: Zülüm silahı sapından kırılır.
*Kün batsa da cılıu kalır: Güneş batsa da ısısı kalır.
(Atasözü kullanımda farklı mana taşımaktadır. Anlamı-"Aydın ölse aydınlatıcı fikirleri kalır").
*Aman toklunu aynıtsan ernini burnunu may eter, aman adamnı aynıtsan ernini burnunu kan eter: Kötü kuzuyu beslesen ağzını burnunu yağlar, kötü insanı kalkındırsan ağzını burnunu kanatır.
*Gagay başha-toğay: Kibirli kafaya halka takılır.
*Koy baradı kaya üsün sırt üsün, kırılıb barabız namıs üçün bet üçün:
(Bu atasözü satıraltı tercümesinden anlaşılamaz. Satıraltı anlamı-"koyun süsrüler gidiyor kayalar ve ovalar üstünden, mahvolup gidiyoruz namus ve şeref eksikliğinden. Kullanılan manası-"Namus, şeref ortadan kalkınca halk (hayvan sürüsü gibi)mahvolur. Atasözünün ilk cümlesi ikinci cümlenin manasını güçlendürerek, mahvoluşun ürkütücü boyutlarını göstermektedir. Cümle tamamen eski Türk çağrışımlı konuşma tarzındadır).
*Suu çıkmağan kölnü tübü batıul: Suyu yenilenmeyen gölün dibi bataklık. Soyut tarzdaki anlamı-Cimri ve bencil; kendi aleminde kapalı hayat sürdüren, insanlarla irtibatsız kişi içinden çürür;
*Suuda bathan tükden tutar: Suda batan tüye sarılır.
*Cürümegen col bilmez: Yürümeyen yolu bilmez.
*Baş mahdalıunu süer, aşorun aşın izler: Kafa övülmeyi sever, mide de yemeğini ister.
*Tatlı tilliden -aur dert: Tatlı dilliden eğır intikam.
*Caş bolsa da asıl-baş: Genç de olsa asil üstün.
*Şam candan baş: Şeref (onur) candan üstündür. (Günüzde şam (şeref, onur) kelimesini şan’la (ün, meşhuriyet) karıştırarak bazı atasözlerinin manasını zedeleyen yorumlar da pyasaya çıkmakta, o yüzden bunlara vurgu yapılmaktadır).
*Canmağan carık bermez: Yanmayan aydınlatmaz.
(Soyut tarzda manası kullanılır. "Acılarla boğuşmayan, hayatta yanıp yakılmayan bir kimse başkaları aydınlatacak hale gelemez").
*Aç karınnı tok bilmez: Aç karının derdini tok karın hissedemez.
*Can canmay amal tabılmaz: Can sıskışmadan çare bulunmaz.
*Zaranda-hayır, akıl-sağayır: Zararda hayır var-akıl hareketlenir. Satıraltı tercüme manasını tam yansıtamıyor. Sağaytır-uyandırır, hareketlendirir, girişime zorlar gibi bir çok manayı bir arada barındıran sözdür.
*Aman ölse el sarkar, igi ölse el sarnar: Kötü ölürse halk sadece akın eder, iyi ölürse halk feryad ederek akın eder. ( Burada "el"( köy) sözü "halk" manasını taşımaktadır. Nart-Karaçaylılar'ın dilinde "el"-halk, yerleşim bölgesi, köy, milletler manasına kadar uzana bilmektedir).
*Auruğannı töşeginde sau ölür: Hastanın yatağında sağlam ölür.
(Bu satıraltı tercüme Türkiye Türkçesi'nde anlamını koruyamamakta. Asıl manası-"Hasta hakkında büyük konuşma, kimin ne zaman gideceğini Yaratan bilir").
*Açık söleşgen açıu aşar: Açık konuşucu bela yiyer.("Açıu aşar" (acı yiyer) sözler bu atasözünde souyt anlam vererek "acıyla yaşar" manada gelmektedirler: Kullanımdaki manası: Açık konuşucu acılı yaşar).
*Bal calandan öt kerti onlu: Bal yalandan öt gerçek üstündür.
*Karaçayda kaysı tauğa da tiy-barısı da biy: Karaçaylı’da hangi dağa dokunursan dokun, hepsi prens: (Bu atasözü satıraltı tercümede manasını yansıtamaz. Asıl manası- "Karaçay'da soylar o kadar kibirli ve kendini başkalardan üstün görenlerdir ki, hangisini ele alırsan al-hepsi eski soylu prensliğiyle övünür").
*Calanna cabıu tabılmaz: Yalanı örtecek örtü bulunamaz.
*Aman katın erni sabiy bla baylar, igi katın erni hali bla baylar: Kötü kadın eşini çocuklarla bağlar, iyi kadın eşini güzel haliyle bağlar.
*Sütden auzu küygen suunu da ürüb urtlar: Sütten ağzı yanan suyu da üfleyerek yudumlar.
*Cazmanı kılıç kesmez: Yazıyı kılıç kesmez.
*Mal kelir keter, bet kalır: Satıraltı tercümesi - "mal gelir gider yüz kalır", fakat "yüz" kelimesini buradaki manası "vicdan", "itibar"dır. Kullanılan manası-"Mal itibarından vicdanından olmana değmez, zira geçici değerdir".
*Taş athanna aş at: Taş atana aş (yemek) at.
*Bet betge karasa bet cerge karar: Yüz yüze bakarsa yüz yere bakar. Satıraltı tercüme tam anlamını veremiyor. Kullanımdaki manası-İki küskün biraraya gelirse haksızın yüzü utanır.
*Balauz bla dert - karnaş: Tatlı dille intikam kardeştir.
*Orunnu cumuşak salğan tınnısız cuklatır: Yatağı yumuşak seren rahatsız uyutur.
*Can-keter, san-talır,namıs dunyada kalır: Can gider, beden yorgun düşer, namus ise dünyada kalır. (Bu söz satıraltı tercümesinden anlaşılamaz, zira "namıs" (namus) geleneksel itibarı manasını içermektedir. "Dünyada kalır" da - "nesillere kalır" manayı yansıtmaktadır.)
*Köb saylağan poh saylar: Çok seçen b..k seçer.
*Ata sırı - ulunda, ana sırı-kızında: Babanın mazisi oğlunda, anne mazisi-kızında.
*Suucorğanı nalı aşalır: Dörtnalcı atın nalı sürtülür.
*Bilim-bilek, bilek-kerek: Bilim - arka, arka - ihtiyaç.
*Süyünüu süygen süyülür, kauğanı süygen-tüyülür:Sevinci seven sevilir, kavgayı seven dövülür.
*Kan dau kan koban tartar, caşau da anda batar: Kan davası kan nehri çizer hayat da onda boğulur.
*Tişirıunu kançığı kan çeriünü kaytarır: Bu atasözü çok eski dilden "kan çeriü" sözünü temel aldığından, tercüme zorlaşmakta. "Kan çeriü"- eskilere dayanan, sindirilemez cinayet işleyenlere uygulanan "yavaş ölüm" denilen (yara açarak mahkümü bağlı bırakmak) töreden bir hatıradır. Öyle de atasözün manası-"Kadının utanmazı "kan çeriü" töresini geri getirttirir". ( Farklı deyişlerde, konuya göre manası değişebilmektedir).
*Betden-laudan, artdan-maymöz: Yüzden-ipek, arkadan- mişamba.
*Akıllını- uruşhanı, telini-mahdağanı:Akıllının çekiştirmesi aptalın övgüsü. Kelimesi kelimesine çeviri anlamını verememekte. Anlaşılan manası: Delinin övgüsünden akıllının kötülemesi değerli.
*Katınna kara da erni bil: Kadına bak da erkeği tanı.
*Catağan künne kömülüp tüber: Tembel uykucu güneşi gömülü karşılar. Burada gömülü kelimesi Türkiye Türkçesinde ters manaya çekmekte. Alt yapılı (kağıp söleşgen) denilen denilen eski tarzda manası şöyle okunur: Yatmayı seven (tembel) güneşi yorgana gömülü karşılar.
*Hans kesgen saban sabançını tanıtır: Yabani ot sarmış tarla sahibini tanımlar.
*Karauaşha au athan tözüuge tör salır: Köle kadına nikah kıyan dayanıklılığı baş köşeye koyar. ( Bu atasözü de satıraltı tercümeyle anlaşılamayan türdendir. "Au athan" - duvak takan (nikah kıyan) anlamını vermekte, "tözüuge tör salğan ise" aşırı olaylara, dayanılmaz huya hazır olmalı anlamını taşımaktadır).
*Asıl azmaz, genca tay arımaz: Asil azmaz, Genca cinsi at yorulmaz. (TC versyonu "Asil azmaz, bal kokmaz").
*Ullu kazanda bişgen et çiy kalmaz: Büyük kazanda pişen et çiğ kalmaz.
*Kartnı sıyın körmegen kartlıkda sıysız bolur: İhtiyara saygı göstermeyen, ihtiyarlığında saygı görmez.
*Adamlıktan köb aythan adamlıkdan kem bolur: İnsanlıktan çok konuşan insanlıktan yoksun olur.
*Kertiden har kim da aytır, kertini az adam süer: Gerçekten herkes bahseder, fakat gerçeği az kişi sever.
*Kerti degen-kergiçde kerilir. Gerçek diyen darağacında gerilir. Kergiç-darağacı, germe aleti manalarda kullanılan kelimedir. Hunlarda yün ürünlerinin germesinde kullanılan alet olup günümüzde de kullanılmaktadır (cauluk kergiç, teri kergiç vb.) Kergiçin darağacına dönüşümüyse Syanbiy (Tanşihaylı) dönemin şiddetli savaşları sırasında gerçekleşmiştir (MÖ. 1 asır). Bu ev aleti Syanbiyler tarafından kansız öldürme denen, saygın suçlulara uygulanan infaz için darağacı olarak kullanılmıştır. Syanbiylerin ahvatı Mogolların o infaz toresini MS. 14 asra kadar (Deşt-i-Kipçak devletinin Kızıl Orda devletine dönüştüğü dönem) kullandıkları tarihi kaynaklardan okunmaktadır. Hunlarda ise işkence olayının olmadığı darağacının olmasını gerektirmemiş ve öyle bir Hun sözüne tarihince rastlanmamıştır. Tarihte sadece Tanrı elçisi denen tören sırasında elçi seçilen kişinin yere sapıyla batırılmış dokuz kılıç üzerine bırakıldığı bilinmektedir (MÖ.3000 –1000 yıllarda).Geç dönemlerde (MS.1-2 asırlar) doğu ilişkilerin esintisi olarak asmak kelimesi geçmektedir."Kergiç"(gerici tezgah) bu atasözde "darağacı" anlamında gelmektedir).
*Kertini calğan şağat cenmez: Gerçeği yalancı tanık saptıramaz.
*Kertini aythan ullu, urğu cılandan uulu: Getçeği haykıran aydın en zehirli yılandan zehirli. Burada ullu (büyük) kelimesi aydın anlamında okunmaktadır.
*Kerti közge çançılır: Gerçek göze batar.Satıraltı tercümesi zayıf mana vermekte. Asıl manası: Yüze söylenen gerçek vicdanı rahatsız eder.
* Kabcık mizni tutmaz, suu uuçda turmaz: Bizi çuval saklayamaz, su avuçta durmaz.
*Tilde süygen-içden tüyüm: Sadece dilde sevenin gönlü kara düğüm.
*Tilim baldı degenni til tübünde ot bolur: Dilim baldır diyenin dilinin dibinde zehir olur. Ot kelimesi ateş, zehir ve ot manasını taşımaktadır. Bu mana bulunduğu cümlenin manasına bağlıdır. Burada zehir anlamında helmektedir.
*Til tilkau bolsa bet "oh" der: Dil konuşamaz olsa yüz (vicdan) "of" der (sevinir).
*Mahdauçu sögerge öç bolur: Övücü karalamakta da hızlı.
*Mahdalıunu süygen şat, kertiden uzak: Övülmeyi seven yönetici gerçeklerden uzak.
Kazan kaynatıuçu çaykauda da usta: Kelimesi kelimesine Kazan kaynatıcı durulamakta da uzman çeviri anlam veremez. Atasözü soyut tarzda anlaşılmakta. Manası "Pohpohçu övdüğü gibi uzmanca da karalar".
*Kereksiz mahdalğandan kereksiz talannan aşhı: Yersiz övülmektense yersiz karalanmak iyi.
*Sabır kölde-sarıubek: Sakin gölde ucube bulunur.
*Tışı hoş da içi boş: Dışardan hoş,içi - boş.
*Sanı -tulpar, annı-mulhar: Bedeni kudretli, aklı çerçöp.
*Betsiz haua satar: Vicdansız havayı satar.
*Nartnı kartı da art bolmaz: Nart'ın ihtiyarı bile gözardı edilemez.
*Calkası kıyılğan acir baytalnı ürkütür: Yelesi biçilmiş aygır kızağı ürkütür.
*Apendini aythanın et, etgenin etme: Din hocasının söylediğini yap, yaprığını yapma.
*Kartnı burnun sürt da onouğa tut: İhtiyarın burnunu sil de danışman yap.
*Kazauat anası-gitçe kauğa: Savaşın anası küçük kavgadır.
(Bu atasözünde "ana" sözü - "sebep", "neden", "doğurucu" anlamlarında gelmektedir).
*Kul tarhha çıksa hanbiyçe kirtaban bolur: Köle tahta çıkarsa kraliçesi kir tabanlı olır.( Kelmesi kelimesine çeviri manasını verememekte. Anlamı-"Düşük kaliteli kişi yüksek mevkiye gelirse, toplumun gözdelerini kendi seviyesine çeker).
*Tonnuznu törge salsan tepsige tegene saldırır: Domuzu baş köşeye oturtursan sofraya yalak koydurur.
("Domuz" kelimesi "değersiz kişi"anlamında verilmektedir).
*Korkak başçı kauğar sırtın cauğa tanıtır: Korkak başkomutan askrıinin sırtını düşmana tanıtır.
*Kılıç bla kirgen kılıçdan ölür: Kılıçla gelen kılıçtan ölür.
*İyilgen baş kesilmez: Eğilen baş kesilmez.
*Eski cau cannı şohtan baş: Eski düşman yeni dosttan üstündür.
*Az söleşgen köb eter: Az konuşan çok yapar.
*Calan talandırır: Yalan dalatır.(Yalan kaynağını geç erken dalanır-anlamında anlaşılır).
*Tili uzun abına cürür: Uzun dilli düşe kalka yürür. (Burada "yürür" kelimesi "yaşar" ağırlıklı manadadır).
*Uzakdağı-uzayır, cuukdağı -bezdirir: Uzaktağı mesafeli kalıp ara uzaklaşır, yakındaki bıktırır.
*Kerti şohdan - katı söz: Gerçek dosttan sert söz.
*Kerti şohdan - kerti söz: Gerçek dosttan gerçek söz.
*Ullu köllülük bla akıl kan cauladan az takıl: Kibirle Akıl kan düşmanlardan biraz yakın. Takıl (bir şeyden daha iyi) kelimesi burada bıraz yakın manada gelmektedir.
*Ata bilmegen taşnı başına urur:Atmasını bilmeyen taşı kendi başına vurur.
*Kesi amanlı balta alıb çabar: Suçlu baltayla ilki saldırır.
(Satıraltı tercümesi atasözünün anlamını doğru yansıtamamaktadır. Kullanılan anlamı-"Suçlu saldırıya ilki geçer").
*Biçak cara bitelir, söz cara bitelmez: Biçak yarası iyileşir, söz yarası iyileşmez.
*Sözden köz çığar: Laf nedeniyle göz oyulur.
*At cer eşekge caraşmaz: At eyeri eşeğe yakışmaz.
*Eşek bla cıyılğan at iyisli bolur: Eşekle aynı damda barınan at kokulu olur.
*Kuldan tulnu al: Kuldan ise dulu al. Satıraltı tercümesi manayı zedelemekte.
Kullanımdaki anlamı: Kul kıza asil dul kadını tercih et.
*Bet uyala uyala cıyırılır, kuyruk uyatsız uyatsız caş turur: Yüz utana utana buruşuklaşır, kıçsa utanmaz utanmaz genç kalır.
*Kozu tabhan börü koynu izlemez: Kuzuyu bulan kurt koyunu aramaz.
*At-arıklıkdan, kız-carlılıkdan: At-zayıflıktan, kız – fakirlikten. Satıraltı tercüme Türkiye Türkçesi'nde mana veremez. Kullanılan anlamı- "At zaıf düşünce öldürülür, kız fakir olunca küçük düşer".
*Az körgen köb süer: Satıraltı tecümesi "Az gören çök sever". (Bu atasözündeki anlam biraz geniş. Manası- "Nadir görüşürsen fazla sevilirsin".
*Culduz ayğa - kündeş: Yıldız ay'ın kuması. (Kullanılan manası-"Başarısız başarılıyı kıskanır"Çirkin güzele gıpta eder vb.).
*Kiyimge köre salamlaşırsa, akılına köre aşırılırsa: Giysine göre karşılanırsın, aklına göre geçirilirsin.
*Fahmusuz fahmulu bla küreşe duniyağa aytılır:Yeteneksiz yetenekliyle savaşarak dünyaya tanınır (meşhur olur.
*Miyik minnen uzak körür: Yükseğe binen uzağa görür.(Kullanılan manası-"Yükseğe çıkan uzak ufukları ğörür").
*Miyikge minnen tüşerge korkar: Yükseğe çıkan inmekten korkar.
*Balık baştan çirir: Balık başından çürümeye başlar.
*Başta akıl bolmasa ayakğa küç ceter: Başta akıl olmazsa ayak zorlanır.
*Tayıuçu tönnekni çurumu başda: Düşücü bedenin nedeni-kafadadır.
(Satıraltı tercümede anlamı biraz farklı okunmakta. Kullanılan anlamı - " Hayat yanlışlarla doluysa nedenlerini akılda ara").
*Aman başçılı halk-talk: Kötü başkanı olan halk mahvolur.
(Kullanılan manası: "Değersiz başkanı olan halk mahvolur". "Talk" sözü halkla ilgili kullanıldığı zaman çaresizlikten mahvolma manasını taşır).
*Mal -keter, bilim- öter: Mal gider, bilim geçer.
( Satıraltı tercümesi zayıf kalmakta. "Öter" sözü "ebediyen yaşar" anlamını taşımaktadır. Soyut tarzdaki manası-"Mal yok olup gider, bilimse ebediyen yaşar").
*Mal calğan da tin kerti: Mal yalan, manevi varlık gerçek.
("Tin" (ruh) burada "manevi varlık", "ruhsal erginlik" anlamında gelmektedir. Manası şöyle okunur: "Mal aldatıcı varlıktır, gerçek varlık manevi olgunluk, ruhsal erginliktir".
*Canım, tinim-ana tilim: Canım ruhum - ana dilim.
*Malğa coyğan "bügün" der, tinne coyğan "tambla" der: Mala harçanan "bugün" der, manevi varlığa harçanan "yarın" der.
(Kullanılan manası-"Mala harçanan buğünü düşünür, manevi gelişime harçanan gelecek nesilleri düşünür").
*Can canlandırır, tin ayaklandırır: Can canlandırır, ruh ayağa kaldırır.
(Bu ata sözü de soyut tarzda anlaşılan türdendir. Manası:"Can sadece bedenin canlanmasını sağlar, ruh ise onu yönetir ve yaşatır". "Ayakalandırır kelimesi burada hem "yönetir" hem "yaşatır" manayı içermektedir).
*Sıy minne tül-tinne: Saygı bine değil, manevi dereceye.
(Burada "tin" "manevi gelişim", "bilgi" manalarını içermektedir).
*Baynı başı auruuçu: Zenginin başı ağrıyıcı olur. Kullanımdaki soyut tarzdaki manası: Varlıklı malını düşündüğünden hep rahatsız yaşar.
*Burun çüyürüuçü halknı çüyürtür: Satıraltı tercümesi "Burun çevirici halkı kendinden çevirir" anlamını tam verememekte. Soyut tarzda anlaşılan kullanımdaki manası: "Herkese kibirle yaklaşan halkın kendinden geri çevrildiği acıyı yaşar").
*Süygen- süyer, süymegen-küyer: Seven sever, sevemeyen alev alev yanar. Soyut tarzdaki anlamı-"Sevebilen sevdayla tutuşur, sevmesini bilmeyen gıptayla boğuşur").
*Urğuç-urulur, buuğuç-buulur: Saldırıcı vurulur, boğucu boğulur. Soyut tarzdaki anlamı: Başkasına yaptığını kendin yaşarsın.
*Urma, urulğan bol: Vurma, vurulan ol.
*Anı tersligin zaman çaçar, seni tersligin içini aşar:Onun suçunu zaman siler, seni suçunsa içini yiyer.
(Satıraltı tercümesi yetersiz kalmakta. Kullanılan manası:"Onun sana karşı işlediği suç zamanla senin tarafından unutulur, ama seni yaptığın haksızlık kendi içini yiyip bitirir". Bir diğer anlamı-"Mağdur etmektense mağdur ol".
*Namıs ketse - can sıysız: Namus gidince can hiç. Burada can kelimesi kişi anlamında gelmektedir. Atasözü şöyle okunur: Namustan yoksun can (kişi) hiç.
*Garanı başın bir cerde cabsan bir cerde çığar: Kaynağı bir yerde kapatırsan bir başka yerden çıkar.
(Satıraltı tercüme anlamını tam yansıtamıyor. Kullanılan anlamı-"Yeteneklinin bir yönde önünü kesersen, bir başka yöndeki yeteneğini gün ışığına çıkarır").
*Çıçhannı balası kabcık teşer: Farenin yavrusu çuvalı delikler.
(Kullanımdaki manası-" Her evlat Anababadan gördüğünü yapar").
*Ata hali ulunda: Babanın kişiliği oğlunda.
*Cigit ölünü kılıçı - kolda, korkak ölünü kılıçı colda: Cesur ölünün kılıçı elinde, korkak ölünü kılıçı yolda.
("Yolda" kelimesi burada soyut tarzda anlam vererek "her hangi bir tarafta" olarak okunarak, kılıçın elden erin daha hayattayken bıraktığını göstermekte. Kullanılan manası:"Yiğit ölürken de kamasına sarılarak ölür, korkak ise ölmeden önce kılıçını bırakır ").
*Cauğa sırtını tanıtsan tanılmaz bolursa: Düşmana sırtını tanıtırsan tanınmaz olursun.
*Korkak kauğarnı ayak ızı katınını etegine keltirir: Korkak askerin ayak izleri kadınının eteğine götürür.
*İynanmaz gakgıda tük izler: İnanmayan yumurtada tüy arar.
("İnanmayan" kelimesi "şüpheli" manada gelmektedir. Manası-"Şüpheli yumurtada bile tüy arar").
*İynanmazğa Teyri eşigi açılmaz: İnaçsıza Tanrı kapısı açılmaz. ("Teyri eşigi" "Tanrı'nın lütfusu" demektir).
*Kereklini şindigi miyik: Çatlağın sandaliyesi yüksek.
*Aman eteginden tutsa etegini kesib kaç: Kötü eteğinden tuttuysa etegini koparıp kaç.
*Tiyme manna, tiymem sanna: Dokunma bana, dokunmam sana.
*Közünde teregi bolğan çöbü bolğanna "sokur" dey edi: Gözünde ağacı olan samanı olana "kör" diyordu.
*Teli üçün akıllı - teli: Deli için akıllı delidir.
*Amannı eki tonu bolur, birin kesi kiyer , başhasın sanna kiydirir: Kötünün iki kürkü olur , birisini kendisi giyer, diğerini sana giydirir.
*Mırdıda bitgen gokga iyis eter: Bataklıkta büyüyen çiçek kokar.
*Asıl bla Namıs-can nöger: Asalet ve Namus can dost.
(Soyut tarzda anlaşılır. Kullanılan manası-"Asil namussuz, şerefsiz olamaz").
*Ayü balasın"subayçığım"deb erkeletir: Ayı yavrusunu "zarifciğim" diye sever.
*Ürgen it kabmaz: Havlayan köpek ısırmaz.
*İlaçin ölse kök muthuz bolur: Kartal ölünce gök renksiz olur.
(Soyut tarzda okunur. Kullanılan manası: "Aydın olmayınca hayat renksizleşir).
*İlaçin urulsa guguruk uçuuçu bolur: Kartal vurulursa horoz uçucuya soyunur.
*Aşauçuğa-marauçu: Her yiyene bir gözlemci.
(Soyut tarzda anlamı farklı okunmakta ve "Çalıcı nişan alınır" manasını taşımaktadır).
*Caşauğa ne dau: Hayata ne dava.
(Kullanılan manası-"Kaderden kimse kaçamaz o yüzdenTanrı'dan gelene katlanılmalıdır).
*Kalamçı alamğa uzalır: Kalem tutan aleme uzanır.
(Kullanılan manası-"Kalem tutan aydın dünyanın sınırlarını aşar").
*Kuanç cılaunu allı: Kvanç feryadın ön tarafı.
( Kullanılan manası-"yaşam sevinci bir an, ölüm ise sonsuz").
*Tıymağanna tıyım salma: Seni engellemeyene set koyma. Çok eski atasözü. "Tıymağan" -"önünü kesmeyen" "zarar vermeyen" anlamındadır, "tıyım" ise günümüzdeki "tıyğıç" (engel ) manasını taşımakta).
*Salamdan zaran kelmez: Selam vermekten zarar gelmez.
(Atasözü satıraltı tercümede manasını yansıtamıyor. Kullanılan anlamı-"Düşmanına bile selam vermek şarttır").
*Tuu duua kuunu tutmaz: Sağlamlaştırıcı dua bitkini etkilemez.
(Asıl manası farklı anlaşılmaktadır. Kullanılan manası:"Sağlamlaştırıcı dua genetiğinden hasarlıyı düzeltemez". Olumsuz kişisel özellikleri anlatılmasında kullanılır. "Tuu" -eski söz, manası-"sağlam","kudretli","çağ mevsiminde". "Kuu"-"tamamen kısır, iyileşemeyecek durumunda sabit).
*Callaucu kıllanıuçu bolmaz: Yol değiştirebilen incinmiş olmaz.
(Manası biraz farklı okunmaktadır. Kullanılan manası:"Karışmayan saldırıya uğramaz". "Callauçu" kelimesi her olaya karışmadan uzaklaşmak" anlamını vermektedir).
*Kıyamatda cıyamat bla kutulalmazsa: Kıymette topladığın varlıkla kurtulamazsın. "Ciyamat" söz oynanışı denilen türden olup, "cıyım"(toplama) sözünün şakaya dönüştürülmesidir. Burada "topladığın varlık" manasını taşımaktadır. Şaka çekişmelerde kullanılır).
*Bulğauçunu kol uzatıu buruuğa uşar: Çeviricinin el uzatışı çevrilerek delen alete benzer.
( Bu söz de şakalarda kullanılan türdendir. Manası satıraltı tercümeyle anlaşılamaz. Kullanılan manası-"Her beden yaptığı işe uyğun biçimlendirilir, o biçimlendirme de kişiliği yönlendirir").
*Sala- sala tursan ala- ala caşarsa: Koya koya durursan, alarak alarak yaşarsın.
*Har aytıuda - bir tatıu: Her haberde bir öz.
(Satıraltı tercümesi zayıf mana vermekte. Kullanılan manası-"Her haberci olayı kendi bakış acısından değerlendirir ve öyle anlatır". TC Türkçesi'nde şöyle anlaşılır:"Her deyişte bir yorum".
*Kıyık da Teyrige ayık: Ters yapılı da Tanrı'ya ait.
(Burada "ayık" (açık, aydınlatılmış, belli, tamamen aydınlık) kelimesi cümleye göre mana değiştirmekte ve anlamını genişletmektedir. Atasözü şöyle okunur: "Ters kişilikli bile Tanrı'a ait ve sevilir").
*Tin kökden da can -cerden, kısha şoğay ekeülen: Ruh gökten de can yer'den, kısa süreli dosttur bu ikisi.
(Getirilen satıraltı tercüme manasını zedelemektedir. Asıl manası-"Çelişki dolu yaratılışın bir örneği olan insan, gökten gelen ruhla yerden olma canın birlikteliğinin uzun sürmeyeceğini bil").
*Kantorğa canın turu: Kantor'a canın tam emanet.
("Kantor " (Toru) günümüzde dünyaca bilinen "Karaçaylı At" ismiyle tanınan cinsten asil attır. "Can turu" demek eski dilde "can emanet", "can tamamen açık", "can tamamen birisinin elinde" demektir. ("Caşaum Allahha adamğa da turu, taşam cok", "Canım sanna turu, Teyri koru"(Biynöğer efsan.)
*Çırpı çeget bolurğa aşığır, çeget çırpığa karay ahsınır: Yeni filizlenmiş çalılık orman olmaya acele eder, orman da onlara bakarak içini çeker. Kullanılan manası-"Genç yetişkin olmaya acele eder, ihtiyar ona bakarak içini çeker".
*"Hap" çıkmasa "hirr" bolmaz: Havlama duyulmazsa "hir" denilmez.
Kullanılan manası-"Her davranış uygun karşılığı tetikler".
*Calauçha - tepsi tüb: Satıraltı tercümesi "Yalakaya-yemek artığı" burada ortaya anlam koyamıyor. Kullanılan manası-" Yalaka efendilerinin yemek artıklarıyla beslenir".
*Kutsuz kutluğa kuuruk karar: Suratsız yakışıklıya yakıcı bakışla bakar. ("Kutsuz"-"çirkin,"itici", "suratsız", "göz tutmaz" mana içeren eski sözdür, "kutlu" ise "yakışıklı", "göze batan", "keyifi yerinde","gö
вверх^ к полной версии понравилось! в evernote


Вы сейчас не можете прокомментировать это сообщение.

Дневник Без заголовка | EVREN-1 - Sofi Tram-Semen | Лента друзей EVREN-1 / Полная версия Добавить в друзья Страницы: раньше»