• Авторизация


Без заголовка 11-01-2009 14:13 к комментариям - к полной версии - понравилось!

Это цитата сообщения tramsemen Оригинальное сообщение

"НАРТ СЁЗЛЕ"-пословицы и поговорки НАРТОВ-КАРАЧАЕВЦЕВ. (стр.5.)


*Cuurğanına köre ayağını uzat: Yorganına göre ayağını uzat.
*Aşığıuçu pırh-çırhha tüşer: Aceleci kahkahaya tutulur.
*Karamağan-körmez, körmegen-bilmez, bilmegen-etmez, etmegen uzak ketmez: Bakmayan görmez, görmeyen bilmez, bilmeyen yapmaz, yapmayan da uzak gitmez. ("Uzak gitmez" söztakımı burada "olumlu hayatını sürdüremez" anlamında gelmektedir).
*Kulnu büksen bügülür, biyni büksen-sınar: Kulu bükersen bükülür, asili bükersen kırılır.
*Cigin bilgenni cigi üzülmez: Bu atasözü satıraltı tercümeyle anlaşılmaz. "Cik" (eklem) lastik mana taşıyan sözle türünden olup, atasözünde iki defa farklı manada çıkmakta. Birinci - "öz", ikincisi "nesil" anlamında yansımaktadır. Ata sözü şöyle okunur:
"Özünü bilenin (halkın) nesli tükenmez".
*Cerni süygenne cer berir: Yeri sevene yer verir.
*Kızğan temirge-kakğıç, emilik atha-takğıç: Kızgın demire çekiç, dizgine girmeyen genç ata bağ..
*Genca baytal turu bolsa, genca acir kuru bolmaz: Genca kızak çiftleşme dönemine girerse, genca ayğır buna kayıtsız kalmaz. ("Genca" "Karaçay At" olarak dünyada bilinen asil at cinsi).
*Gaci kuyruk bulğamasa it cuuklaşmaz: Dişi köpek kuyruk sallamazsa erkek köpek yanaşmaz. ("Gaci" dişi köpektir. Nadir olarak "fahişe" anlamında da kullanılmaktadır).
*Cükden tarthan ögüzge sor: Yükü çeken öküze sor.
*Talğır ızlığa "bölündiü" dey edi... Zebra rengi izliye "bölünmüş" diyordu...
*Kadar cardan atlatır: Kader uçuruma atlatır.
*Sabiy ösdürgen, kartlığına kala ösdürgen: Çocuk büyüten, yaşlılığına kale kuran.
*Erinçekni artı tileüç bolur: Tembeliin sonu dilencelik.
*Bışlak-mayadan, sır-anadan: Peynir mayadan, geleneksel değer anadan.
*Nart caya tartsa kaya carılır: Nart yay çekerse kaya çatlar.
*Kiyizçige-tepleüç, müyüzçüge-mindeüç: Kilimciye tepleüç, boynuz işleme uzmanına mindeüç. ("Tepleüç" bastırıcı alet, "mindeüç" küçük parçaçıklar koparıcı alet).
*Tuaylağan buu uular: Köpekleri doğru seslenişle yönlendire bilen geyiği avlar.("Tuaylama" köpekleri seslenişle yönlendirmeni anlatan bir eski sözdür).
*Aşçı aş iyisden toyar: Aşçı yemek kokusundan doyar.
*Sabır bla iş, har cauğa-tiş: Sabırla iş, her düşmana diş. (Satıraltı tercüme mansını zedelemektedir. Burada "tiş" (diş) kelimesi "karşı güç" manada gelmekte. Atasözü şöyle okunur: "Sabırla iş her düşmana karşı güç".
*Et süygen kozu aynıtır: Et seven kuzu besler.
*Tabhanına razı bol, tabmağanına zarlanma: Bulduğundan memnun ol, bulamadığını kıskanma.
*Üç maralnı kualasan birin da tutalmazsa: Üç geyiği kovalarsan birisini de yakalayamazsın.
*"Oh" duniya deb oh etgenni duniyası poh: "Off" dünya diye oflayıp duranın hayatı çerçöp.
*Köbnü maray aznı atma: Çoğa hedeflenerek azını bırakma.
*Terk Başını balından arbazdağı erik aşhı: Terk Başı (bölgenin) balından avludaki erik iyi. ("Terk Başı" -"Terek" nehrin başlangıcı topraklar. Balı ünlü. Bu atasözünde "uzaktaki tatlıdan avlundaki ekşi iyi" mana verilmektedir).
*Caşın bolsa ebin hazırla, kartın bolsa kebin hazırla: Gençin varsa terbiye hazırla, yaşlın varsa kefen hazırla. ("Ebin"(burada "terbiye" anlamında kullanılmıştır).
*Kıllannan kıldan-celpe cib: Örülen kıldan (at kılı) yelken ipi.
*As harsha kelmez: As davul ritmini yakalayamaz.
("As" Alan ve Sarmat halkların kısaltılmış ve birleştirilmiş ismidir. M.S.3. yüzyılda Kafkas'ta hakimiyet kazanan Gun'lar (Hunlar), 300 yıl süren savaş sonrası, Alan ve Sarmatlarla kardeşlik anlaşmayla bağlanarak savaşa son verip "Kafkas Halkları Birliğini" oluşturmuşlardı. Hunlarla birleşen halklar da gelişmiş Hun kültüründen etkilenmiş ve benimsemek durumunda kalmışlardı, fakat katılımcılar başta pek ayak uyduramamış belki de o yüzden bu atasözü ortaya çıkmıştı. Ata sözü sıcak sevecen dost esprisi gibi anlaşılmaktadır).
*Esebin tintib etgen işni ebine tüşer: Planını titizce yapan işin özünü yakalar.
*Toklukda açlık unutulmaz: Toklukda açlık unutulmamalı.
*Kartnı koynu kalım bolsa karauçusu köb bolur: İhtiyarın cepi kalın olunca refahatçıları bakıcıları) çok olur.
*Barını caşına bersen - sen kelinine calınçak, barını canına salsan - kelinin sanna calınçak: Varlığını oğluna verirsen - kendin gelinine muhtaç, varlığını elinde tutarsan - gelinin sana muhtaç.
*Kıtlıkdağını kıcırauçusu köb bolur: Zor durumdakinin azarlayıcısı çok olur. ("Kıtlık" (her tür ihtiyaçın yetersizliği) burada cümle manasından etkilenerek "zor durum" anlamında gelmektedir.
*Keleçi burnu-calan cuğu: Çopçatanın burnu yalan sürülü. (Bu espri olduğundan gülünç bir cümle yapıda "calan cuğu" (yalanın izlerini taşıyan) söztakım kullanılmıştır. Hafif dalga geçme olayında neşe amaçlı kullanılır).
*Tarhlık kiygen turaklab cürür: "Tarhlık" asil kadınların boyunu uzatmak için giydikleri yüksek ayakkabılardır, "turaklau" ise "durarak hareket ederek dikkatli yürümek" anlamında bir sözdür. Öyle de atasözü bu manadadır: "Tarhlık giyen dikkatli yürür".
*Söz-kesamat, tutmağan-nalat: Söz sözleşmedir, tutmayan lanetlidir.
*Aytıu tınç da etiü zor: Söylemesi kolay da yapması zor.
*Söz berme, bersen taban kerme: Söz verme, verdiysen vazgeçme. (Burada "taban kerme" (tabanını germe) eski söz kullanılmakta. Suyut tarzdaki anlamı-"kaçma").
*Zor bla örge çıkğan zorğa kor bolur: Zorla yükarıya (yüksek mevkiye anlamında) çıkan zorun kurbanı olur.
*Caraşıuda-anlaşıu, anlaşıuda-canlaşıu:Uyumluluktan anlama, anlamadan can (ruh yakınlığı anlamında) kaynaşma.
*"Süydüm" ketse "küydüm" kalır: "Sevdim" gitse "yakıldım" kalır.
*Kıymak süygenne tauknu artın sağınma: Omlet sevene tavuğun poposunu andırma.
*Tışdan "oh" da içden "poh"... Dışı maşallah da içi çerçöp.
*Usta-alğışda, zalim-karğışda: Usta duada, zalim bedduada (anılır).
*Taşkıyar zamannı tıyar: Taş üzerinde tablo işleyci ressam zamanı durdurur.
("Taşkıyar" "heykeltraş" manadaki eski sözdür).
*Kanlı asmak töre için-ak: Kanlı darağacı (asmak) hakim için temiz.
*Altın uzatsa kasmak kol calanır: Altın uzatırsa kirli el yalanır.
*Cannı sibirtgi iğgi sibirir: Yeni süpürge iyi süpürür.
*Terekni açıu-çapraknı ağıu: Ağacın - yaprağın dökülmesi.
*Bala açıu - çaçıusuz: Evlat acısı geçici değil.
*Balasın salğa salğan- saudan sal: Evladını tabuta koyan canlı ölü (gibi) olur.
*Ayü kart bolsa karğalağa aş bolur: Ayı yaşlandığında kargalara yem olur.
*Innıçhauçu-uzun caşauçu: İnleyici uzun yaşar.
(Bu atasözü satıraltı tercümede biraz farklı anlaşılmakta. "Innıçhauçu" (inleyici) bu deyişte "hep sağlığından şikayetçi" manada gelmektedir. Atasözü şöyle okunur: "Hep sağlığından şikayet ederek inleyip duran uzun yaşar".
*Ilıhtın erge barsa tayak bolur: Direk kocaya varırsa sopaya dönüşür. (Satıraltı tercüme anlamını zedelemekte. "Ilıhtın" kudretli, kalın direktir, "tayak" ise "sopa" manadadır. Söylenmeyen fakat kelimede kodlu bulunan mana şöyledir:"Kudretli direk kocaya varırsa incecik sopaya dönüşür".
*Kıtlık bashan dubbuk bolur: Kıtlıkla boğuşan durgun olur. ("Dubbuk" (keskin olmayan) kelime burada "durgun, ne yapacağını şaşırmış, çevreyle irtibatı kesilmiş, tuhaflaşmış vb." yakın manaları içermektedir. Getirilen deyişte "durgun, ne yapacağını şaşırmış" manayı korumaktadır).
*Kul cığılsa "caralandım" deb titirer, biy cığılsa "sıyım tüşdü" deb kıynalır: Kul düşerse "yaralandım" diye titrer, asil düşerse "itibarım düşdü
" diye üzülür.
*May tabhan kişdik har gözende de muruldar:Yağlı yiyecek bulan kedi her kilerde mırıldar.
(Satıraltı tercüme anlamını tam veremez. "May" "yağlı yemek, yemek bolluğu, süt ürünleri bolluğu vb." yakın manaları içerir.Et ürünlerini kapsamaz, sadece süt ürünlerini anlatan sözdür. "May" günümüzde az bilinir. Örneğin: "Oy Dolay, Dolay, may Dolay! Kau-kuula saklaydıla cau tüşerin maray...", ("Ey Dolay Dolay bolluğun Dolayı! Çocuk-çoluk tetikli bekleyor yağ oluşmasını..." "Nart Mitolojisi". "Dolay -Teyri").
*Zukkuğa "zukku" desen közünü çığarır: Tersbakana "ters bakıyorsun" dersen gözünü oyar.
*İtge süek at-kabmasın, telini mahda-çabmasın: Köpeğe kemik at-ısırmasın, deliyi öv-saldırmasın.
*Aman allına çıksa, calla da col koy: Kötü önüne çıktıysa dön de ona yol ver.
*Tarh amaltın çarh tayar: Taht uğruna nesil tükenir. ("Çarh tayar" (öz tükenir, öz kırılır) kelimesi burada "nesil tükenir" manada gelmektedir).
*Toyğan eşek biçenni mulhar eter: Doymuş eşek kuru otu çerçöpe dönüştürür.
*Esirikge-cesirik: Satıraltı tercümesi-"Kuraltanımaza esirlik", fakat atasözü genellikle"Emirlere uymayan asker esir düşer" anlamında kullanılmaktadır. Aynı zamanda konuya bağlı anlamını da değiştirmektedir. Örneğin: "Kuraltanımaz evlada yasak cezası", "Ergen kıza-bağ" vb.Souyut manada her konuda kullanılabilen deyiştir.
*Kılıklı atha-temir auzluk: Huysuz ata demir gem.
*Caum bolmasa-geleü cok, kaum bolmasa-ezeü cok: Yağış olmazsa otlağı yok, topluluk olmazsa korunacak kuvvet yok. ("Ezeü" eski sözü "karşı durmaya hazır topluluk, asker, yandaşlar vb." demektir).
*Honşunu cek körsen, cek çabhanda cennin bolmaz: Komşunu yabancı görürsen yabancı saldırdığında desteğin olmaz. ("Cen" "giysi kolu, destek,arka" manasında kullanılan bir eski sözdür. Örneğin: "Oy caşayma da cağım cennim cok, oy öleme da catar kennim cok, da bu caşau 'a bir uçub ketgen ok!... Hey cılau eteme sanna zalim duniya!" (Yaşarsam - dostum, desteğim yok, ölürsem -yatacak toprağım yok, da bu ömür bir uçub giden ok..! Hey feryat ediyorum sana zalim dünya!..) İsmail Semenov."Sürgün künümde").
*Urğuy bla Kırğıydan Cırğıy tuar: Bu hafif alay içeren bir eski deyiştir. Satıraltı tercümesi-"Sivri sinekle Dinizor kuşundan Yırtıcı kuş doğar". Kullanımdaki manası-"Saldırganla eski çağ tutumludan yırtıcı doğar".
*Başı kıtha-tık hırcun: Kafa (beyin) kıtlığı olana dolu cep.
*Tıbınaçı çille iyirse, çille tıbına bolur: Urgançı ipek işlemeye kalkışırsa, ipek ipi urgana dönüşür.
*Oka sokğan oka kiygenden baş: Dantel yapan dantelli giyenden üstün.
Okaçı süyse- okalı kiyer, oka kiygen süyse da- okaçı bolalmaz: Dantelci isterse dantelli giysi giyebilir, fakat dantelli giysi giyici isterse de dantel uzmanı olamaz.
*Çegetge kirgen acaşır: Ormana giren kaybolur.
*Cankoz cazğa can atar: Kardelen yazı iple çeker.
*Allayğa "bıllaysa" desen kıllay tartılırsa: Öyleye "böylesin" dersen kıl gibi çekilirsin. (Burada "Kıl" hem kıl, hen tel anlamındadır).
*Culğuçnu culğanın cabsan atını culğuçha çığarır: Hırsıznı hırsızlığını kapatırsan seni hırsız ilan eder.
*Amanna cuuk bolsan aman auruu cuğar: Kötüyle yakınlaşırsan kötülük hastalığı sana bulaşır.
*Uu bir kere sınalır: Zehir bir defa denenir.
*Tayğan kışha dau eter: Kayan kıştan davacı.
*Karaton kelin karılıb cutar: Kısır gelin boğularak yutar. (Satıraltı tercüme kodlu sözlerin manasını veremiyor. Kullanımdaki hali-" Kısır gelin durumundan dolayı lokmasını boğularak yutar".
Küysünmeğen-üyürsünmez: Bu deyişin manası çoğunluk tarafından anlaşılmaz. Anlamı-"Evlilikte eşine kibirle yaklaşan aile oluşturamaz".
*Burun çüyürgen-har cerde-kelepen: Her kese yüz çevirici her yerde (itilen olur).Bu tercüme yetersiz. "Kelepen" bir bulaşıcı hastalıktır, "har cerde kelepen" ise "her yerde bulaşıcı hastalık gibi" demektir.Atasözü şöyle çevrilir: "Her kesten kibirle yüz çeviren, bulaşıcı hasta gibi toplumdan itilen olur".
*Ullu köllü- Allahnı cau: Kibirli Allahın düşmanı.
*Kuturğan buğanı allına çıkma, küçü tensizni allanıb çıkma: Bu bir eski sözdür ve satıraltı tercümede anlamını taşıyamaz. "Küçü tensiz" "seninla eşit gücü olmayan" demektir, "allanıb" (heveslenip) burada "şohret olmak için" manada gelmektedir. Atasözü şöyle okunur. "Kudurmuş buğanın önüne çıkma, eşit kücü olmayanı yıkma."
*Aytırın cok ese ayaknı alma, kalının cok ese kızğa köl salma:Söyleyeceğin yoksa kadehi kaldırma, başlık malın yoksa kıza sulanma. ("Ayak" "ayak, geniş başlı boza kadehi"; "kalın" ise "başlık para" demektir).
*Aradağına cel urmaz: Aradakine rüzgar dokunmaz.
*Teli külse akıllı mıdah bolur: Deli güldüğünde akıllı hüzünlü olur.
*Şaşhınlı camağatha amanat: Aklını kaybetmiş halka emanet.
*Biçilgen buğa biçakdan ürker: Burulmuş buğa biçaktan ürker.
*Biçilikde-ne cilik?... Hadımda ne erkeklik?... ("Ne cilik" (ne eklem) sözü konuya bağlı anlamını değiştirmekte ve "ne erkeklik" anlamında gelmekjtedir).
*Kirşelgenne kirşelmesen kirşelalmağanna sanar: Saldırı teşebbüsünde bulunana eşit tepki göstermesen, seni saldıramayacak bilir.
*Solağay caunu on canın mara: Solak düşmanı sağ tarafına nişanlan.
*Skandarbekge - ciligi bek: "Skandarbek" bir halk oyunudur, "ciligi bek" sözü de "kudretli eklemli" manada gelmekte. Ata sözü şöyle okunur: "Skandarbek (oyununa) kudretli eklemli (girmeli).
*Çakırılmağan konak çoyun tübün kırdırır: Davetsiz misafir kazandaki kalanı toplatır 8dibini kazıttırır).
*Tıyğandan-ketme, kuuğanda kalma: Durdurandan gitme, kovanda kalma.
*Tarhha çıkğan sannırau bolur: Tahta çıkan sağırlaşır.
*Teşikni cau-tıkğıç: Deliğin düşmanı tıkaç.
*Ayü duğumanı süymey edi, ol da anı mıyığına bite edi... Bu atasözü açiklama yapılmadan anlaşılamaz. "Duğuma" ekşi yabani bir meyvedir, İç Asya dağlarında büyür, "mıyığına bite edi" (bıyığında büyüy idi) kelimelerse "her adımda önüne çıkıp yapışıyordu" anlamında kullanılan bir eski söztakımıdır. Ata sözü şöyle okunur: "Ayı duğumayı sevmezdi, o da her yerde onun önüne çıkardı".
*Mayalı süt-tutar, karalğan alaşa-tartar: Mayalı süt tutar (yoğurt olur), bakımlı kızak çeker.
*Uzak kalğan uzun cılar: Uzakta kalan uzun ağlar.
Tayanırın bar ese kart boldum deb ahsınma: Yaslanacağın kimsen varsa yaşlandım diye içini çekme.
*Cılamuk kölden kelir: Gözyaş gönülden gelir.
*Erde köz caş cok: Erkekde gözyaşı yok. (Erkekler ağlamaz).
*Şam izlesen-Nartha, akıl sorsan-kartha: Şan ararsan Narta (git), akıl sorarsan yaşlıya (git).
*Kılığın biçgen kıllannan bolmaz: Kendine terbiye verebilen incinmez.
*Talpığan tau ornundan teber: Uğraşan dağ yerinden oynar. 8Souyut tarzdaki manası-"Uğraşan imkansızı başarır").
*Açıthılı tılı-köber, acıulu kala -çöger: Mayalı hamur şişer, acılı saray çöker.
*Mastık bla callı-sürüunü cauu: Mastıl'la kurt sürünün düşmanı. ("Mastık" Adığa boylarına (Kabartay, Çerkes, Ubıh) yerli Türk Bulğarlar tarafından 15. asırda, onların Bulgar topraklarına yayıldığı zaman verilmiş bir lakaptır. "Callı" eski dilde "kurt sürüsü" demektir. Günümüzde "börü", "börü cıyımdık" kelimeler kullanılmaktadır. Örnek: " Da callı çabdı da sürüule hapa-sapa boldula, bu cürür colla da ırhı basıb ağaçdan taşdan toldula"...("Bashan" şarkısı. Folklor).
*Kaç kelse çeget konnur bolur, caş kelse ariu onnur bolur: Sonbahar gelse orman soluk çeşitli renkler alır, yaş gelince güzel (kadın anlamında) solgun olur.
*Calkau ulan-amanatha, cankır adam-camağatha: Yaramaz oğlanı rehin (ver), kırıcı insanı camiyanın önüne (çek). (Bu tercüme manayı çarpıtmakta. "Amanat" "rehin" anlamından farklıdır ve saygın davranışların bir göstergesidir. Dostlar, devlet büyükleri, asiliyet erkek çocuklarını bir birinin evinde yetiştirmişti, o da "dostluk vazife" olarak algılanmıştı. "Rehin" anlamı sonra katılmış manadır. "Cankır"(can kırıcı) eski bir sözdür. "Camağatha " (camiyanın önüne) söz ise eskilerde yapılan halk mahkemesi olayını anlatmaktadır)
*Töre kesgen barmak kanamaz: Hakimin kestiği parmak kanamaz.
*Kıyaulunu sayau tıymaz: Kafası problemlini mızrak (kasatura ) durduramaz.
*Gıbıt kobuz-uuldar, teri doul-duuldar: Tulum kopuz uğuldar, deri davul dombuldar. Kullanımda soyut tarzda anlaşılmakta: "Her kes yapıya göre yorum yapar, ondan etkilenilmemeli".
*Curtunda kolun-kanat, cek cerde-sakat: Yurdunda elin kanat, gurbette sakat.
*Tauğa tayannan taymaz: Dağa yaslanan kaymaz,
*Arığan ölgenne cük degenley... Yorulan ölene yük dercesine...
*Açı kızıl terk onnar: Açık kırmızı çabuk solar.
*Abınmağan at col tanımaz: Sebdekeneteb at yıku öürenmez,
*Atdan ayırılsan-buşuu, curtdan ayırılsan - cılau: Attan ayrılırsan hüzün, yurttab ayrılırsan-trajedi. ( Burada "cılau"(ağlayış, feryat) kelimesi, cümle mansından etkilenme kuralına bağlı olup "trjedi" manada gelmektedir).
*At allık bolsan üyürün bla kenneş, ilipin sallık bolsan elin bla kenneş: At alacak olursan ailene danış, su kanalı (arık) kazmak istiyorsan köyüne danış. ("İlipin" bitki sulsmak amaçla kazılan su izi).
*At tüyağı tayı öldüzmez: Atın ayaağı tayı öldğürmez. ("Tüyak" at ayağının nal takılan yeridir).
*At tilegenne-at, hant tilegenne-hant: At isteyene at (ver), yemek isteyene yemek (ver). ("Hant" "yemek" manadaki eski sözdür).
*Atnı igisi-Nart'da, erni igisi-comakda: Atın iyisi Nart'da, erkegin iyisi masalda. (Bu kadfınların dilinde kullanılan, erkekler adresinde yapılan bir espri söüdür).
*Atın siyginçi kamçini hauh ber: Atın işene kadar kamçini birisine ver.(Satıraltı tecüme manasını zedelemekte. "Hauh ber" (ödünç ver) kelimesi cümle mansına bağlı olarak değişime uğra yarak "kullanma" anlamını taşımaktadır).
*Atnı minib sınamay, katın bla cıl caşamay mahdanma: Atı binip denemeden, kadınla sene yaşamadan övünme.
*Atağa igi ulan tuusa Kula Tüzde bau eter, atağa aman ulan tuusa atadan kalğannı karğalağa aş eter: Ataya iyi oğlan doğsa, Kula ovasında dam kurar, atağa kötü oğlan doğsa, baba mirasını kargalara dağıtır:
(Satıraltı tercüme manasını veremez. "Kula Tüz" (Kula ovası) yazlık yeridir, dağlardaki yayla otlağılı yer. Hun-Karaçaylı'lar geleneksel alışkanlıklarına bağlı olarak, günümüzde de hayvanlarını yazlık otlağılarına sürmektedirler. Artık kadınlar, çocuklar gitmez, ama erkekler geleneği yaşatmakta.Eskiden yayla otlağıda dam kurmak varlığın göstergesi olmuş. Ata sözü onu anlatmakta).
*Ata-bir, ana-öge bolsa mal-ortak, ana-bir, ata-öge bolsa can-ortak: Öz babayla üvey anne olan ailede mal paylaşılır, öz anneyle üvey baba olan ailede can paylaşılır. "Ortak" (her kese de denk miktarda) kelimesi burada "paylaşım" olarak gelmektedir).
*Atasız-bir öksüz, anasız-min öksüz: Babasız bir defa oksüz, annesiz bin defa öksüz.
*Atalını közü oynar, analını kölü oynar: Babalının gözü oynar, annelinin gönlü oynar.
*Aşhı adamnı igile bla sözü bolur, aman adamnı igige karşçı közü bolur: İyi insanın iyilerle irtibatı olur, kötü insanın iyiye karşı gözü (gıptalı gözü anlamında) olur.
*Aşhını mahdasan-caraşır, amannı mahdasan-acaşır: İyini översen (övgüye) uyar, kötüyü översen havalara girer. (Satıraltı tercümesi farklı anlam yansıtmakta. "Caraşır" (yakışır) kelimesi burada "kendini denilenle uyumlaştırır" manadadır, "acaşır" (kaybolur) ise "kafası dönüp kibirlenir ve ters davranış yönüne gider" olarak yansımaktadır. Dolayısıyla tasözü şöyle okunabilir:"İyini översen kendini verilen değer seviyesinde tutar, kötüyü översen kibirlenir, havalara girer ve ters davranış yönüne gider".
*Aşhı katın aman erni er eter, aman katın aşhı erni cer eter: İyi kadın yaramaz erkeği değerli yapar, kötü kadın iyi erkeği aşağılık kılar. ("Cer eter" (toprak yapar) kelimesi soyut tarzda mana vererek ""aşağılık"anlamında gelmekte, "er eder" ("erkek yapar") da "geğerli kılar" anlamını taşımaktadır).
*Aur ayak tab basar, cennil ayak bok basar: Yavaş ayak doğru adım atar, aceleci ayak boka basar. ("Aur" (ağır) kelimesi bu atasözünde "yavaş" manada gelmektedir).
*Aşıkğannı etegi butuna çırmalır: Acele edenin eteği bacağına dolaşır.
*Bal aşauçu bal çibinni urğanına tözer: Bal yiyici arı sokmasına dayanır.
*Balalı tauk kölekgesinden korkar: Kuluçka avuğu kendi gölgesinden korkar.
*Balalı tauk kölekgesin kuş körür: Kuluçka tavuğu gölgesini kuş gibi görüp (ürker).
*Balalı üy-cuu-cuu, balasız üy-kuu-şuu: Çocuklu evde çocuk kargaşası, çocuksuz evde soğuk sessizlik.
(Burada eski kelimeler kullanılmakta ve onlar tercümenin ötesine çıkan mana vermektedirler. "Cuu-cuu" özel mana taşımayan, kullanıldığı cümlede yeni mana oluşturabiken söz türündendir. "Kuu-şuu" ise soğuk, çekmeyen, insanın canını sıkan bir sessizliği anlatmaktadır. Örneğin: "Caz kelgenley töğerek-cuu-cuu-cüuüldeü..."(İlkbahar gelince etraf ses sesleniş dolu); "Oy kuu-şuu bolğandı da Şam Teberdini çatları" (da itici sessizliğe büründü şanlı Teberdi'nin toprakları); (Kaynak; "Karaçay Halk Cırla". "Saban cır", "Eski emina"). "Çat" çok eski bir sözdür ve "bir eyalete bağlı topraklar" manasını taşımaktadır).
*Baltası suuğa tüşgen sabın da ızından atar: Baltası suya düşen (kahrından) sapın da arkasından atar.
*Barlık-caraşdırır, cokluk-talaşdırır: Varlık uyumlaşdırır, yoksulluk dalaşdırır.
*Bastan bolmağan cerge kalagını urma: Bu atasözü satıraltı tercümede anlam taşıyamaz. zira soyut tazda anlaşılmaktadır. "Basta" pirinç, bulğur veya arpadan yapılmış hamur kvamındaki sıcak yağlı yemeğin adıdır, "kalak" (kalın "k"yla söylenir) o yemeği karıştırmakta kullanılan tahta, ucu geniş bir kaşıktır. Ata sözü şöyle okunur: "Bastan (pilavın) olmayan yere kalağını (kaşığını) sokma". Soyut tarzdaki manası: "Yetkin olmayan yere sokulma".
*Cau çabar koşnu -kulağı sannırau: Basılacak çiftliğin kulağu sağır.
*Bathan kün atar tannı allı: Giden gün doğacak safağın öncüsü.
Başı kiralmaz cerge ayağın sukğanlay... Başını sokamayacağı yere ayağını sokmaya kalkışır gibi...
*Başın sılağannı it kabmaz, aman adam kabar: Başını okşayanı köpek ısırmaz, kötü insan ısırır.
*Başlannan iş biter, çaykalğan tiş tüşer: Başlanan iş biter, oynayan diş tüşer.
*Cekde soltan bolğandan, curtunda oltan bol: Gurbette sultan olmaktansa yurdunda pabuç altı ol. (Burada "oltan" ( pabuçun yere dokunan tarafı) "en altta ol" manada gelmektedir).
*Başı ezilmegen cılan ölmez: Başı ezilmeyen yılan ölmez.
*Baynı kızı baymak bolsa da tıbırda kalmaz: Zenginin kızı tersbasan olsa da evde kalmaz.
*Baynı ocağı kınnır bolsa da tütünü tüz çığar: Zenginin ev bacası kıvrık da olsa sisi dümdüz çıkar. (bu tercüme yetersiz, zira anlamı soyut tarzda verilmekte. Atasözü şöyle okunur: "Zenginin ailesi ahlaksız da olsa ahlaklı gibi görülür.
*Kankıldağanı-Kobalada, kozlağanı-Çomalada: Seslenişi Koba mahallesinde, yumurtlaması Çoma mahallesinde.
*Bergenne-kelir: Verene gelir.
*Beti kızarıuçu kız kögergenbet katın bolur: Yüzü kızarıcı kız saldırgan (kızgın) kadın olur.
*Bölünnenni börü aşar: Bölüneni (kopanı) kurt yiyer.
*Bir oyumda-min toyum: Bir fikirde bin besim.
*Boynun bazık bolsun da boyunsha sallık tabılır: Boynun kudretli olsun da boyunduruk takacak bulunur.
*Buzou asıramağan ögüz cekmez: Buzağı beslemeyen manda bağlamaz (arabaya anlamında).
*Buşuu sınamağan nasıbnı bilmez: Hüznü yaşamayan mutluluğu bilemez.
*Caznı haule aşırğan kışha halek tüber: Yazı eğlenceyle geçiren kışı berbat halde karşılar.
*Cazıu cardan atar: Kader uçurumdan atlatır.
*Cügensiz at - ersiz katın... Gemsiz (dizginsiz) at - kocasız kadın...
*Carlını ülüşü bayğa ullu körünür: Fakirin lokması zengine büyük görülür. (Tercüme yetersiz. "Ülüş" lokma değil, o maddi ödeme veya ikram miktarı manasındaki bir eski sözdür).
*Cannız kazık üy bolmaz, cannız kişi biy bolmaz: Tek direk ev olamaz, tek kişi ağa olmaz.
*Calçını bolcalı cetse suu çelekni biyçeni bilegine tağar: Köle ayrılma zamanı geldiğinde su kovayı hanımefendinin koluna takar.
*Carlıma degen rahat cuklar, bayma degen haznasın saklar: Fakirim diyen rahat uyur, zenginim diyen hazinesine bekçi olur.
*Cetgen kız cerli eşekni tanımaz: Ergen kız eyerli eşeği bile farkedemez.
*Carlığa bergen -can üçün, bayğa bergen-mal üçün: Fakire veren canı için, zengine veren malı için.
*Caz işlegen-kış tişler: Yazın çalışan kışın beslenir. ("Tişler"- "mangal yapar, yer, beslenir anlamındadır).
*Cılan urğan arkandan korkar: Yılan sokan halattan korkar.
*Can bersen da sır berme "Sır"(geleneksel soy itibarı, soyun mazideki değeri) kelimesi "iç durumu dışarı vurma, soyunun, ailenin, yakınlarının durumunu, sırrını koru" manada gelmektedir.
Can esen bolsa mal tabılır: Can esen olsa mal bulunur.
*Mal kelir-keter, bet-kalır: Mal gelir gider, vicdansa kalır.
(Satıraltı tercüme yetersiz anlam vermektedir. "Bet" (yüz, güneşin aydınlattığı bir alan-"kün bet") kelimesi burada "vicdan, itibar gitmez gelmez sabit değerlerdir" anlamındadır. Ata sözü şöyle bir mana vermekte: "Mal geçicidir gider gelir, vicdan ve itibar git gele gelmez, o yüzden mal için itibarından olma".
*Gitçe cannurdan-ullu ırhı: Küçük yağmurdan büyük sel. (Soyut tarzdaki manası-"Küçük sebepten büyük bela".
*Caşına bazar tatlısın tatdırma, kızını honşu üyünde catdırma: Oğluna pazar tatlısını tattırma, kızını komşu evinde geçeletme.
*Carlı kölü-carık: Fakir gönlü aydın.
*Carlını eşiğgin mahdau cabar: Bu atasözünde "Carlı" (fakir) kelimesi "saf" manada kullanılmakta, "eşiğin cabar" (kapısını kapatır) söztakımıysa "mahveder" anlamı yansıtmaktadır. Dolayısıyla atasözü şöyle okunur: "Safı mahvedecek övgüdür".
*Nasıbsıznı aşı allına kelse kölü bulğanır: Şanssızın yemeği önüne geldiğinde midesi bulanır.
*Cetalmağan cer tırnar: Bu atasözü soyut tarzda anlaşılmakta. "Ulaşamayan (kıskançlığından) yeri tırnaklar ( ve ulaşanı karalar)".
*Cannur korkuun cel eter: Yağmur korkusunu rüzgar getirir.
*Cannı karda alğa barma, kalın çırpıda artha kalma: Yeni düşen karda önde gitme, sık ormanda arkada kalma.
("Çırpı" "orman" sözle açıklanamıyor. "Çırpı" - daha ağaç olmamış, fakat yoğun büyumekte olan, birbirine sıkı genç ağaçlardır).
*Cannız kol tüyme tüymez: "Tüme tüygen" (düğme düğümleyen) sözü eskiden elle örülü ipten yapılan düğmeyi anlatmakta. Ata sözü şöyle okunur: "Yalnız el düğme düğümlemez".
*Cannız kıldan cib bolmaz, cannız adam cik bolmaz: Tek kıldan halat olmaz, yalnız kişiden nesil olmaz.
*Ters basmağan ayak tüzelmez: Ters basmayan ayak düz basmaz. (Görüldüğü gibi satıraltı tercüme manayı zedelemektedir. Ata sözü soyut tarzda anlaşılmaktadır. Kullanımdaki anlamı: "Yanlışı denemeyen doğruyu öğrenemez".
*Asıl hansnı alısın basar: Kültür bitkiyi yabani ot sarar.
*Carlı azığın alğa çığarır: Fakir yemeğini önce çıkarır. ( Verilen tercüme yetersiz mana taşımakta. Burada "azık" kelimesinin anlamı "yol veya evden uzakta bir iş sırasında yenmek için hazırlanmış yemek"tir).
*Sokur koysa-sau alır, carlı koysa-bay alır: Körün boşadığı kadınnı sağlam alır, fakirin boşadığını zenğin alır.
*Bolğan har zat igilikge eltir: Her olup geçen iyiliğe sürükler.
*Akırın barğan alğa barır, aşığış barğan colda kalır: Yavaş giden önce ulaşır, acele eden yolda kalır.
*Alğa çıkğan kulaknı artha çıkğan müyüz ozar: Önce çıkmış kulağı, sonra çıkan boynuz geçer.
*Alimden an kalır, zalimden kan kalır: Aydından iyi anı ( kalır), zalimden kan ( hatırası kalır).
*Allah uracağını alğa akılın alır: Allah çarpacağı kişinin önce aklını alır.
*Altau ayrı bolsa aradağın aldırır: Altı kişi ayrı olursa aradakini (başkaya) kaptırır.
*Ekeü bir bolsa többedegin endirir: İki kişi birleşirse tepedekini indirir. "Tepedekini indirir" söztakımı "imkansız olanı elde eder" manada okunmaktadır).
*Altın alma da alğış al: Altın alma da dua al.
*Altından akıl aşhı: Altından akıl iyi.
*Aman bla şoh bolğannı aman bla atı aytılır: Kötüyle dost olanın kötülükle adı çıkar.
*Amanna şoh bolsan atın amanna çığar: Kötüye dost olursan adın kötüye çıkar.
*Bügülüuçü sırtha kamçi tabılır: Bükülücü sırta kamçi bulunur.
*Şamtutar öretin ölür: Şan sahibi ayakta ölür.
*Almay sokurannandan ese alıb sokura: Almaadığına pişman olmaktansa aldığına pişman ol.
*Aman üyünde keçe kalsa ekinçi kün seni üyden atar: Kötü evinde geçelerse ertesi gün seni dışarı atar.
*Amanna igilik etiü-pariyge çabır tigiü: Satıraltı tercümesi anlam veremez. Kullanımdaki manası: "Kötüye iyilik yapmak, köpeğe çarık dikmek gibi boş uğraştır".
*Alıuçusu köb bolğan mal iyesinde kalır: Alıcısı çok olan mal shibinde kalır.
*Aman er onsuz bla küreşir, katın bla demleşir: Kötü adam garible uğraşır, kadınla kavgalaşır.
*Aman arba col buzar, aman adam el uzar: Kötü araba yolu bozar, kötü adam köyü bozar.
*Aman atha tin kirse üsüne torsuk saldırmaz: Kötü at kendine gelse sırtına eyer taktırmaz.
*Kulnu faytonuna mindirsen kızını tiler: Kulu faytonuna (süslü arabana) bindirirsen kızını ister.
*Aman bolsa da karnaş igi, sabiy bolsa da coldaş igi: Kötü da olsa kardeş iyi, çocuk da olsa yoldaş iyi.
*Amannı izlegen amanlıkğa coluğur: Kötülüğe yatkın kötülükle karşılaşır.
*Amanlanı içinde igi bolğandan ese, igileni içinde aman bol: Kötülerin içinde iyi olmaktansa, iyilerin içinde kötü ol.
*Aman katınnı oymağı-bguşta: Kötü kadının yüksüğü çöplükte.
*Amanna amanat etsen amanatın kabılır, igige amanat etsen amanatın tabılır: Kötüye emenet edersen emanetin kaybolur, iyiye emenet edersen emanetin bulunur.
*Cahanimni körmegen candetge köl salmaz: Cehennemi görmeyenin gönlü cennete ısınamaz.
*Usta satıuçu çarıknı çuuruk eter: uzman pazarlamacı çarığı pabuç gösterir.
Baltanı auzun ağaçha sor: Baltanın ağzını ağaca sor.
*Ağaçnı uzunu-arkau, adamnı uzunu - calkau: Ağacın uzunu evin ara dıreği (olur), adamın uzunu işe yatkın olmayan olur.
Ağaç cerge kelbet, aybat erge kelbet: Ağaç yerin süsü, giysi adamın süsü.
(Bu sattıraltı tercüme yetersizdir. Kullanımdaki manası: Yerin süsü-ağaç, insanın süsü-giysi").
*Çegetge ot tüşse kurğak çiy da canar: Ormana ateş düşerse kurusu ıslağı da yanar. Satıraltı tercüme mana veremiyor. Kullanımdaki soyut tarzdaki manası: "Yurda bela gelirse iyi kötü da aynı kaderi paylaşır".
*Arğışçı otunsuz kalır: Oduncu odunsuz kalır.
*Adamnı adamlığın kıyın künde sına, ağaçnı ağaçlığın arkau erib sına: İnsanın kişiliğini zor günde dene, ağacın değerini evin tavan tutucusu yapıp den:
*Adamnı amanı bşhasını beti bla oynar: İnsanın kötüsü başkasının itibarını çökertmekle uğraşır.
*Aman katınnı kızı atasına calka kayırır: Kötü kadınnı kızı babasına yüz tutar.
*Adamnı bağasın adam bilir: İnsan değerini insan bilir.
*Bilimçini bilimçi anlar: Bilimadamını bilimadamı anlar.
*Adamnnı betine karama da adebine kara: İnsanın yüzüne bakma da edebine bak.
*Betden aythan köb betleşir: Yüze söyleyici çok defa yüzleşir.
*İş bilgenden korkar: İş bilenden korkar.
*Adamı bolmağan börk kergiç bla kenneşir: Kimsesiz şapka tezgahına danışır.
*Adam- tuuğan cerine, it-toyğan cerine: İnsan doğduğu yre, köpek doyduğu yere.
*Curtsuzdan ese cuksuz bol: Yurtsuz olmaktansa hiç bir şeysiz ol.
*Adebsizge sıy cok: Edebsize saygı yok.
*Acaşsan da cıyın bla acaş: Kaybolsan da toplumla birlikte kaybol.
*Aacir bla cağalaşhan alaşanı sırtı cauur: Ayğırla çatışan kızağın sırtı yaralı.
*Azık az bolsa nöger haram bolur: Yiyecek az olunca dost haram olur.
( "Haram" kelimesi TC Tütkçesi'nde farklı anlam taşımakta, o yüzden atasözünün manası zedelenmektedir. "Haram nöger" burada "cimrileyen, saklayan, içini açmayan" manaları yansıtmaktadır).
*Aznı küysünmegen köbnü tabmaz: Azın değerini bilmeyen çoğu bulamaz.
*Azdan az ölür, köbden köb ölür: Azdan az ölür, çoktan çok ölür.
( Soyut tarzdaki manası: "Karşı koyan azınlık her zaman kazançlı,çünkü "azdan az, çoktan çok öölür".
*Az aşım, kayğısız başım: Az yemeğim ama kayğısız başım.
*Azığı az alğa kabar, atı aman alğa çabar: Yiyeceği az olan önce yiyer, atı kötü olan (yarışta, startta) önce fırlar.
*Ayak colğa taş atsan üsüne kir çaçılır: Tuvalete taş atarsan üstüne kir sıçrar.
*Cılınnan katın azmaz, karalğan at talmaz: Satıraltı tercüme burada doğru anlam veremez. "Cıllınnan katın" (ısınan kadın) bu deyişte "sevilen" anlamındadır, "azmaz" (zayıflamaz) ise "kötü davranışlı olmaz" manada gelmektedir. Ata sözü şöyle okunur: "Sevilen kadın kötü davranışlı olmaz, bakımlı at yorgun düşmez
*Ayda bir kelgenne-ayak, künde bir kelgenne - tayak: Ayda bir defa gelene kadeh, günde bir defa gelene dayak.
*"Küydüm-biştim" deüçü cer, kün tutulsa ne der?: "Yndım, piştim" diye şiikayet edici yer güneş tutulunca ne der?
*Ayda keliü-aybatalau, künde keliü-bezdiriü: Ayda bir defa glmek - dikkat göstergesi, her gün gelmek - bıktırmak.
*Aylanç bolsa da coldan tayma: Dönemeçli da olsa yoldan çıkma.
*Sütbaşı toğuğan kutulur, cuğusun calağan tutulur: Kaymağı yutan kurtulur, artıklarını yalayan yakalanır.
*Ayırılğan-azar, biirleşgen-ozar: Ayrılan çöker, birleşen ilerler.
*Ayüden kaçsan köndelen kaç, börüden kaçsan terekge örle: Ayıdan kaçarsan çapraz çapraz koş. kurttan kaçarsan ağaca tırman.
*Aman katından-tınılau bla, aman nögerden-annılau bla: Kötü kadına (karşı) suskunlukla, kötü dosta (karşı) anlayış göstergesiyle.
*Bireüge taş atma, başına tiyer: Birisine taş atma kendi başına çarpar.
*Ayü mıllıknı tınçıtıb aşar: Ayı ceseti kokuştuktan sonra yiyer. ("Tınçığan" tamamen kokuşmuş anlamındaki bir eski sözdür).
*Ak bar üyde - bereket: Süt ürünlerinin olduğu evde bereket.
("Ak" "süt ürünlerinin toplu manasını içeren eski sözdür. Örneğin: "Sabiy aksız bolalmaz"-"Çocuk süt ürünsüz kalamaz").
*Akmak akıl tabhınçı akıllı tabarın tabar: Ahmak karara varıncaya kadar akıllı bulacağını bulur.
*Asıl - azmaz, bal-tınçımaz: Asil azmaz, bal kokmaz.
*Kereksiz öhdem-telirek: Yersiz cesaret çatlaklıktandır.
*Oyumsuz otha baş athan üyügenbaş bolur: Düşüncesizce kendini ateşe sokan yanmış kafalı olur.
Akıl caşda tül-başda: Akıl yaşda değil, başta.
*Akılsiz akıl berirge öç bolur: Aılsız akıl vermeyi sever.
*Akıllı köse sakallı körünür: Akıllı köse sakallı görülür.
*Akıl-törge, santlık- eşik artına caraşır: Akıl baş köşeye akılsızlık da kapı önüne yakışır.
*Akıllını allından oz, akılsıznı artından oz: Akıllının önünden geç, akılsızı-arkadan.
*Akıllı er tınılar, akılsız katının mahdar: Akıllı adam susar, akılsız karısın över.
*Bögek atın mahdar, kokak katının mahdar: Cesur atını över, korkak karısını.
*Anası mahdağan kızdan kol cuu: Annesi öven kızdan ümit kes.
*Min kişi - bir canına, kıyık kişi bir canına: Bin kişi bir tarafa, çatlak da diğer tarafa.
*El-kuurtha, Gomay-cuurtha: Bu atasözü satıraltı tercümede anlaşılamıyor. "Kuurt" her tür acil gelen bomba gibi düşen haber anlamındaki bir eski kelimedir. Ata sözü şöyle okunur: "Halk koşuşturmaya, Gomay da yogurta saldırmaya". Espri türü atasözlerdendir).
*Çıçhan artın kördü da cıl catdı... Fare cinsel organını gördü de bir sene hasta yattı...
*Cetalmağan kiştik cörmege "boklu" der: Ulaşamayan kedi sucuğa "boklu" der.
*Aman til artık brmak kibik, kessen-açıtır, kesmesen-abcıtır: Kötü dil artık parmak gibi, kesersen acır, kesmezsen-başını derde sokar.
( "Abcıtır" eski söz " bşına dert açar" manada bir kelimedir).
*Amannı aman bla kuuma, kannı kan bla cuuma: Kötülüğü kötülükle kovalama, kanı kanla silme.
*Amannı eki tonu bolur, birin kesi kiyer, başhasın sanna kiydirir: Kötünün iki kürkü olur, birini kendisi giyer, diğerini sana giydirir.
*Mankuş amanna -çabıul: Zayıf mantıklı kötüye uşak.
*Aman eşek tabanlar da etgen hunasın oyar, aman nöger amanlar da nögerlikni coyar: Kötü eşek tekmeler de yaptığı duvarı yıkar, kötü dost kötüler de dostluğu mahveder.
*Söz ustanı ayak colu iyissiz: Söz ustasının tuvaleti kokusuz.
*Ana barda öksüzlük cok: Ana varda öksüzlük yok.
*Anasına kara da kızın al: Anasına bak da kızını al.
*Tınılay bilgen abınmaz: Bu atasözü stıraltı tercümede anlamını koruyamaz. "Tınılay bilgen" (dinlemesini bilen) kelimesi burada soyut tarza uzanarak "her bilgiyi hafizaya alıp değerlendiren" anlamındadır, "abınmaz" (sendelemez) ise "zorda kalmaz" manada gelmektedir. Dolayısıyla ata sözü şöyle okunur: "Her bilgiyi hafizaya alıp değerlendire bilen zorda kalmaz".
*Arbaz-tüz, alğanın-kız: Avlun düz, evlendiğin kız (olmalı).
*Arba ausa - at aman, cau küçlese - han aman: Araba devrilirse at kötü, düşman işgal ederse han kötü.
*Ariu sözde auruu bolmaz: Güzel söz rahatsızlık yaratmaz
*Caşay tursa kaya da -taş:. Yaşaya yaşaya durursa kaya da taş (olur).
*Taşdan ne kaş!: Bu atasözü soyut tarzda anlaşılan sözlerdendir. "Taş kalpliden ne gülümse" olarak çevrilir.
*Caşlık taşha baş salır: Satıraltı tercüme anlamını çıkaramaz. Soyut tsarzda anlaşılmaktadır. "Gençlikte taş yastık gibi görülür" olarak çevrilebilir.
*Ariu-közge asıu, igi-caşauğa caraşıu: Güzellik göz sevinçi, kişilik hayatın değeri.
*Ariu söz auruu alır: Güzel söz hastalığı durdurur.
*Ariu sözlen taş cumuşar: Güzel sözden taş yumuşar.
*Arığan atha "çuh" deme, sıgın otha "uf" deme: Yorgun ata "çuh" deme, sıgın ateşe "üf" deme. ("Sıgın" çölde odun yerine kullanılan büyük baş hayvan dışkısından yapılmış , kurutulmuş yayılmalar).
*Salah tauşha "oy" dey bar, kalak tauşha "hoy" dey bar: Cenaze seslenişine "off" diye git, davul sesine "hey" diye git.
( Burada satıraltı tercüm yetersiz kalmakta. "Salah" din adamının sesli okunan dua yla cenaze olduğunu halka bildirmesini tanımlayan bir eski kelimedir, "kalak" (kalın "k"; yumuşak "k"yla söylendiğinde "gezgin" anlamı ortaya çıkar) ise müzük ritmi aleti, tahta çalgıdır. Genellikle iki tane olurdu).
*Caraşıu -cerinde orunlaşıu: Uyumluluk yerinde temelli yerleşmek.
*Caraşıu cerinden türtülmez: Uyumllu yrinden itilmez.
*Suu başı kesgen emegen suudan çaçayıb ölür: Suyun önünü kapatıp vermeyici ejderha su damağına giderek ölür. ("Suu bşı kesgen emegen" Nart kültüründe zobalığın simgesidir
*Ölümnü temir kadau tıymaz: Ölümü demir kilit durdurmaz.
*Azrail ulhu almaz, bolcalnı artha salmaz: Azrail rüşvet almaz, kader anını ertelemez.
*Alğa çabhannı artı körünür: Satıraltı tercüme burada anlam veremez. Kullanıımdaki manası: "Öncünün (öndekinin) sırrı halka açık".
*Kırırğa kırğın cok ese kırkğa "kınk" deme: Bu atasözü de soyut tarzda anlaşılanlardandır. Kullanımdaki manası: "Üstesinden gelecek gücün yoksa üstün güce ses çıkartma".
*Biy öhdem bolsa şam tabar, kul öhdem bolsa kan tabar: Asil gururlu olursa şan bulur, kul gururlu olursa kan bulur.
("Şam" kelimesi "şan" anlamındaki bir esi sözdür. TC'de yayınlanan bazı yorumlarda "şam"ın "Şam'dan gelme" gibi anlatılması ne tarihe, ne de halk folkloruna dayalıdır ve yazarın özel yorumundan ibarettir Şam şehriyle de bağı yoktur. Örneğin: "Oy köpür saldım da da Şam-Tberdide suu eltdi, biyağı emina da Şam-Teberdini kuu etdi" (Oy köprü kurdum da Şanlı_Teberdide su yıktı, yine emina salgını da Şanlı Teberdini cansız kıldı...).( kaynak: "Karaçay Halk Cırla". şarkı-efsane "Ekinçi Emina"); "Oy Şam-Karaçay'a tarbuunna tıyıldı, ölgeni sau, ceri haznası kıyıldı...( Oy Şanlı-Karaçay da belalı sıkıştırıldı, öleni, sağı, toprağı, varlığı alınadı...) (Kaynak: şarkı-efsane "Köçgünçülük". (Sürgün şarkısı). Folklor). Günümüzde de masa başı büyükler ilk kadehi "Şam-Karaçay" (Şanlı Karaçaylılar) adına kaldırır).
*Kılıç kında dubbuk bolmaz: Kılıç kında kesici değerini yitirmez. Kullanımdaki manası: "Korunan güç gücünü yitirmez".
*Uluuk üyün kuu eter: Oflayıp durucu evinin huzurunu kaçırır. ( "Uluuk" (uluyucu) hayattan şikayetçi, karamsar manasındaki bir eski sözdür).
*Mırdı körsen ken tur, aman körsen col bur: Bataklık görürsen uzak dur, kötü insanı görürsen yolunu çevir.
*Ashağan at nalçığa bediş, ashağan halk başçığa bediş: Aksayan at nalcının utancı, zora düşen halk başkanın utancı.
( Burada ikinci gelen "ashağan" (aksayan) kelimesi mansını değiştirmekte ve "zora düşen" anlamda kullanılmaktadır).
*Callı çabmay çalman eşilmez: Kurt saldırmadan duvar örülmez.
("Çalman" duvar olarak çevrildiğiinde doğru mana veremiyor. "Çalman" ince dallardan örülü dam, çiftlik çevresi, bahçe veya avlu duvarıdır).
*Sant kızğa - satan berne: Durgun zekalı kıza görkemli çeyiz.
("Satan" "dışarı tişan, göz kamaştıran, nur topu gibi vb, anlamında kullanılan çok eski bir sözdür. Örneğin: "Satan Ay kökde cüze, bulut' a tizgin üze, kararnnı tannı seze, da bir tiysem edi ol cohar çaçına"... (Nur saçan ay gökte yüzerek, bulutlar ondan etkisiz olarak, karanlık şafakın yakınlığını hissederek, da bir dokunsaydım o şahane saçlarına...) (Kaynak:İ. Semenov. "Patimat". "Cırla" kitabı); "Satanay" Nart efsanelerindeki baş kahraman kadının ismidir. Anlamı-"Etrafına nur yayan ay". "Berne" kelimesi "damadın yakınlarına düğünde dağıtılan hediyelerin toplu ismidir. "Çeyiz" "üy kerek", "habcük" olarak söylenmekte).
*Karauçu-körür, sınauçu-bilir: Bakıcı-görür, inceleyici bilir.
*Ter tökgenne cer clemiş berir: Ter dökene yer niymet verir.
( "Cemiş" yerin verdiği niymetler olarak çevrilir).
*Zukkuğa dünya - kucur: Ters bakan için dünya tuhaf.
*Kölek kübege açıulanır, kübe kölekni korur: Gömlek zırha kızar, zırh gömleği korur.
*Koruk tuthan kol sayaudan açımaz: Kalkan tutan el kasaturadan acımaz.
*İynannan küç tabar, iynanmağan kay atar: İnançlı güç bulur, inançsız (güçsüzlüğüne) bahane bulur.
( "Kay atar" (bahane uydurur, korkudan ödü patlar, çığlık atar, dolandırır vb. manalarda, konulduğu cümle mansına göre anlamını değiştiren eski sözdür. Burada ""bahane" anlamındadır).
*Tigim kelse ulluluğun sorma: İkram geldiğinde miktarını sorma.
*Har koy kesi ayağından asılır: Her koyun kendi bacağından asılır.
*Küye kirgen tıyından hayır cok: Güvey saran kürk deriden hayır yok.
*Cılar sabiy köb külür: Ağlayacak çocuk çok güler.
*Carlı malı-cıgıra: Fakirin varlığı tanıdıklarıdır. ("Cıgıra" - basit halktan içten yakın dost. Diğer anlamı "Cıgıra bitkisi". (Örneğin: "Açha bolsa azmı deyse cıgıra, hayda aylan özenden özenne kıra-cıra..." (Kaynak: "Çokka'nı çamları").
*Kündeş bolğan kündüşge uşar: Kuma olan zehirli bitkiye (kündüş) benzer.
*Har boyunsha boyunna köre: Her boyunduruk boyuna göredir.
*Tartmağanna cüklenmez: Çekmeyene yüklenmez.
*Tarthan ögüzge-tayak: Çeken mandaya dayak.
*Totur kaynar - caş oynar : Enerji bol - genç hareketli. ( Soyut tarzda bu atasözünde "kaynar" (kaynar) kelimesi "bol", "dolup taşan" anlamındadır. "Oynar" (oyun oynar) sözü ise "hareketli" manada gelmektedir).
*Çıgırnı katında kutuknu sağınma: Temre hastalıklının yanında kelden bahsetme.
*Kekellige-tarak, kutukğa- topiy: Saçı var'a tarak, kel'e keçeden yapılı şapka. ("Topiy" ince keçeden yapılmış başı kaplayan nazik şapkacıktır. Günümüzde "keçe börk"(gecelik şapka) olarak bilinir).
*Sırını bilgen sızğırıuçu bolur: Sırını bilen alt yapılı konuşucu olur.
("Sızğırıuçu" kelimesi cümle mensından etkilenerek "alt yapılı", "üstü örtülü alayla" anlamında gelmektedir).
*Kart gılcağa "bıt" desen "pır" alırsa: Yaşlı iyneğe "bıt" dersen "pır" alırsın.
(Satıraltı tercüme mana taşıyamıyor. "Bıt" iyneği sağmadan önce ayağını uygun hale getirmesi için çıkartılan bir sesleniştir. "Pır" ise "gaz" anlamındaki bir halk sözüdür).
*Carlı elni kayğısın eter: Zavallı elalemin derdiyle uğraşır.
*Carlı sözü - calınçak: Fakirin lafı yaşvarıcı.
*Baş caraştırğannı başı tik turur: Uyum sağlayabilenin başı dik durur.
*Carlını eki konağı bir kün kelir: Fakirin iki misafiri aynı gün gelir.
*Caarlı üynü kişdigi cukuçu bolur: Fakir evin kedisi uykucu olur.
*Carlılığından uyalğan bayınmaz: Fakirliğinden utanan zenginleşemez.
*Can aurut
вверх^ к полной версии понравилось! в evernote


Вы сейчас не можете прокомментировать это сообщение.

Дневник Без заголовка | EVREN-1 - Sofi Tram-Semen | Лента друзей EVREN-1 / Полная версия Добавить в друзья Страницы: раньше»