• Àâòîðèçàöèÿ


ÄÐÅÂÍÈÅ ÏÎÑËÎÂÈÖÛ È ÏÎÃÎÂÎÐÊÈ ÃÓÍÍÎÂ-ÊÀÐÀ×ÀÅÂÖÅ "ÍÀÐÒ Ñ¨ÇËÅ" 06-07-2009 02:03 ê êîììåíòàðèÿì - ê ïîëíîé âåðñèè - ïîíðàâèëîñü!


975-343-440-5_s  ÎÁËÎÆÊÀ-ÀÒÀѨÇËÅ (90x132, 2Kb)
ÑËÎÂÀÐÜ ÄÐÅÂÍÈÕ È ÇÀÁÛÒÛÕ ÑËÎÂ.


Èç êíèãè ÑÓÔÈËÜÈ ÑÅÌÅÍÎÂÎÉ, "NART BOYU TÜRKLERİ HUN-KARAÇAYLILARIN ATA SÖZLERİ". /"NART SÖZLE"/. Èçä. "KAYNAK", Ñòàìáóë,2007ã.




*Tamadağa-ayakdan, şapağa-cayakdan: Kelikesi kelimesine çöyle çevrilir: Başkana-ayakta, masa hazmetkarına yanaktan. Ama bu tercüme atasözünün manasını veremiyor. Hun-Karaçaylı Türkçesinde anlamı şöyle olur: Masa başındaki büyükle (tamada) ayak üstünde kibar irtibatlaş, masanın hizmetini yapan kişiyle (şapa) serbest halde irtibat kur.
*Miyik uzakdan körünür: Yüksek uzaktan görünür.
*Alimni zaman cıkmaz: Aydını zaman yıkmaz.
*Süyeme da süyer kibik süyümün cok, süymeyme da senden sora süyerim cok: Sevmek istersem sevilecek bir yönün yok, sevmekten vazgeçersem de senden başka seveceğim yok.
*Süygenni kulağı sannırau, közü-armau. Aşığın kulağı sağır, gözü kör. Armau (psikolojik, ruhsal çöküntü)
bu atasözünde kör anlamında gelmektedir. Örneğin: "Colğa karay eki közüm armau boldu"- Yola baka baka iki gözüm kör oldu. (Biynöger efsan. Dayım'ın sözleri)).
*Kudoru süygen korkutuuçu bolur: Fasulyei seven korkutucu olur.
(Bu atasözü şaka türden olup, fasulyeye düşkünlerini utandırabilecek bağırsak problemler hakkında uyarmaktadır).
*Zalimlik azau carğan zaman: Kelimesi kelimesine anlamı: Zülmün köpek dişinin çıkarttığı zaman. Kullanımdaki manası: Zülmün tam ergen çağına ulaştığı dönemi. Atasözü gibi kullanılan bu eski cümlede, "azau carğan"- "diş çıkaran" olarak çevrilir. Soyut tarzdaki anlamı-"en kudretli, çağ dönem".
*Keliüçenne beriüçen bolsan keliüçenin köb bolur:Devamlı gelene verip durursan gelenin çok olur.
"Keliüçen" bir eski kelimedir ve "devamlı geleni" anlatmaktadır. "Beriüçen" ("berinçek").de eski sözlerdir, anlamı -"vermeye alışık" ( vermeden yapamayan, fedakar).
*Düniya közüudü: Satıraltı tercümesi-"Dünya sıradır", fakat atasözünün manası soyut tarzda okunmaktadır. Kullanımdaki manası-"Kimseyi eleştirme, her şey herkesin başına gelir".
*Tözgen töş aşar: Dayanan tavuğun beyaz etini (töş) yiyer.
Satıraltı tercümesi manasını anlatamamakta. Kullanımdaki manası-"Dayanabilen kazanır". Töş (tavuğun göhsü, ot kesici aletin bilemesinde kullanılan alttdan direniş güç oluşturuclu alet. Burada bu söz cümleye göre mana değiştirmekte ve kazanır olarak okunmaktadır.
*Eter işinii on kere tint, aytır sözünü cüz kere oyumla: Yapacağın işi on defa incele, söyleyedeğin sözü yüz defa düşün.
*Elek teşikge külgenley: Eleğin deliğe alay etmesi gibi.
*Küysüzden çiysil çığar: Soysuzdan pişmemiş çıkar, satıraltı tercüme anlam verememekte. Kullanımdaki manası: Soysuzdan kişi olmaz.
*Küysünmegen ten tabmaz: Kimseyi kendine denk görmeyen dost bulamaz.
*Urulsan da ullu cayadan urul: Vurulursan da büyük yayla vurul.
*Keçegi söz keri keter: Gece konuşulan uzağa duyulur.
*At bashannı cer bilir: Atın nasıl bastığını yer bilir.
*İynek ayağı buzou öltürmez: İneğin ayağı buzağıyı öldürmez.
*Cumuşak tilli buzou eki ananı emer: Yumuşak dilli buzağı iki anneden emer.
*Tabalauçu tabalık bolur: Satıraltı tercümesi-"Tekmeleyici ‘of be, hakettiğini buldu’ der sözlerle anılır.
Tercüme soyut tarzdaki anlamına gore doğru analaşılır. Atasözü şöyle okunur: Başkalarının belasını söze taşıyarak ondan hoşlanıcı kişi aynı duruma kendisi düşer.
"Tabalağan" sözü bir başkalarının "of be, beddua tuttu" diyerek, kötü duruma düşen birisi hakkında söyleneni anlatır. "Tabalık " ise kötülüğü hak eden kişinin Tanrıdan, mahkemeden vb. cezalandırılması haberi ve birilerinin ona srvinmesidir. Günümüzde kullanımda bulunan sözdür).
*Işannan başnı börü aşar: Güvenen kafayı kurt yiyer.
*Cutda kut bolmaz: Gözü doymayanda çekici görünüş olmaz.
*Talağı turğan at atlığa açır: Dalağı şişen at atlı için üzülür. (Bu çeviri manasını zedelemekte. "Talağı turğan"- artık yaşayamayacak duruma gelmiş atı anlatır, "ölmekte olan" manasına daha da yakındır).
*Ara tireü çirik üy arasından çöger: Ara direği çürük oln ev arasından çöker.
*Cannız terek çeget bolmaz, cannız adam üy bolmaz: Yalnız ağaç orman olmaz, yalnız insan aile olmaz.( Burada "üy" (ev) kelimesi "aile" manasında gelmektedir).
*Birlikde-tirilik: Birlikde başarı. "Tirilik" (canlılık) kelimesi bu atasözünde "başarı" manasında okunur.
*Kolda beş barmak da ten tüldü: Eldeki beş parmak da denk değil.
*Künde da bardı tamğa: Güneşte de vardır leke.
*Künnü süygenni közü kamauk: Güneşi sevenin gözü kamaşıcı. ("Kamauk" günümüzde "kamauçu" olarak kullanılmakta).
*Kanau kızılğa kızınır: Bu atasözünü kelimesi kelimesine çevirmek zor. "Kanau" kelimesi - kadınsı, bazı tuhaf alışkanlıkları, davranışları olan erkeği anlatır, "kızınıu" ise ısrarla istemek, elde etmeye çalışmaktır. Öyle de "tuhaf alışkanlıkları olan adam kırmızıya özel hassasiyet gösterir" diye çevrilebilir.
*Tilindiüge kiym ber da ilindiü oyumun al: Yırtık giysili gezgine giysi ver de onun takıntılı fikirlerini öğren.
(Getirilen satıraltı tercüme atasözünün manasını anlatamamakta. "Tilindiü" - eski zamanlarda bilgi toplamak için devletlerarası gezilere çıkan, yolda her tür yıpranma yaşayan, fakat aydınlatıcı misyonundan vazgeçmeyen, inatla halklar ve coğrafi alanlar hakkında bilği elde eden kişiler hakkında söylenen, hafif alay içeren bir sözdür. Gezginlik mesleği ortadan kalktıktan sonra günümüze kadar "üstüm çok yıprandı, tamamen yırtık giysili oldum" manada kullanılmaktadır. "Üsüm tilindiü boldu". "İlindiü" kelimesi ise günümüzde "takıntılı" fikir anlamında kullanılmaktadır. Fakat eski dilde değeri içeren "tutkulu bilginliği" anlatırdı. Öyle de atasözü şöyle çevrilebilir: "Gezilerde üstü başı yıpranmış gezgine giysi giydir de onun değerli bilgilerini öğren". (Burada"oyum" (fikir) kelimesi geniş anlam taşıyarak "bilim" manasını içermektedir).
*Cıl-kıt, halk-cut, kayda kut!: Yıl kıtlık, halk ekmek derdinde, nerede sağlam görünüş!.
(Satıraltı tercümesi manayı biraz zedelemektedir. "Kut"(görünüş) kelimesi soyut tarzda anlaşılan kelime olup, dış görünüşü, fiziksel durumu, yaşama keyifini, insanlararası davranışları da kapsamaktadır. O yüzden atasözü şöyle çevrilebilir:"Halkın geçim sıkıntılarla boğuştuğu bu kıtlık yılında nereden olsun sağlam yaşantı!"
*Sınnan gırcın cabışmaz: Koparılan ekmek yapışmaz.
*Er kolu-tirek, er kölü-cibek: Erkeğin eli destek, gönlü ipek.
*Kolğa üretgenine üretgen borçlu: Eline alıştıran alıştıranına borçludur.
*Işannannı aldağan-murdardan murdağan: Güveneni aldatan katilden de beter.("Murdağan" "murdar" (katil) kelimesinden oluşma ve eski konuşma kurallarına göre kat kat manayı güçlendiren veya zayıflatan bir sözdür, "katilin katili" olarak çevrilir. Örneğin: "Erişi"-"erişikku"; "uuçu"-"uuçalay"; "börü"-"börükay"; "talan"-"talandıu" vb).
*Sıydam kız oydam bolur: Güzel kızın adı çıkar.
(Burada "sıydam" güzel kelimesiyle açıklanınca mana yetersiz kalmaktadır. "Sıydam"- bedeni yüzü de göze batan, eksiksiz anlamındadır, "oydam" ise eski sözdür ve burada "kötü itibar" anlamını taşımaktadır).
*Cau tobukğa tüşse er kılıç kermez: Düşman diz çökmüşken adam ona kılıçını çekmez.
*İyilgen cauğa dau salma: Eğilen düşmanı dava etme.
*Süygenni közü - kör: Aşığın gözü kör.
*Perdan tuthan arpa ormaz: Sikah tutan arpa toplamaz.
*Aman igi da bir toprakda çirir: Kötü iyi de aynı toprakta çürür.
*Tenniz "tennizme" der da kuturur, anı tenniz etgen suulanı unutur: Deniz "denizim" diye şımarıp kudurur, onu deniz yapan suları unutur.
*Betsiz-betden, kuu-kelbetden, sıysız-sıydan, küysüz-sırdan köb aytır: Namussuz namustan, suratsız görünüşten, şerefsiz şereften, soysuz asaletten çok konuşur.
*Tili uzunnu ömürü kısha: Dili uzunun ömrü kısa.
*Hak aşağan kan kusar: Hak yiyen kan kusar.
*Tüznü ters etgen terslik sınar: Hakı haksız çıkaran haksızlık yaşar.
*Bergenin kayıtıb kelir, bermegenin çirir: Verdiğin sana dönüp gelir, sakladığın çürür.
*Bet çığar cerge mal tıyma: İtibarını yükseltecek yerde mal harçamaktan çekinme.
*Birine etgenin, birinden kelir: Birisine yaptığın bir başkasından geri gelir.
*İgilik et, kul bilmese Allah bilir: İyilik yap, kul bilmezse Allah bilir.
*Balçıkdağın çığarsan ornuna seni batdırır: Çamurdakini çıkarsan yerine seni batırır.
*Söz-çömeltayakdı, kaytıb kesine tiyer: Söz boumerangtır, dönüp kendine çarpar.
*Sıfatına goliya: Suratına hayvan dışkısı.
*Beder betge-kazan kara: Utanmaz yüze kazan karası.
*Beder bederligin eter: Utanmaz utanmazlık çerçevesinde hareket eder.
*Beder har cırıkdan öter: Utanmaz her çatlaktan geçer. (Burada "hiç bir şeyden çekinmez" anlamında gelmektedir).
*Uyalmazğa tıyğı tabılmaz: Utanmaza durdurucu engel bulunamaz.
*Cer hoynuhdu, etgenin kaytır: Yer küredir, yaptıgın dönüp gelir.
*Uzalğan koldan tut, ıhtırğanna cabışma: Uzatılan elden tut, itene yapışma.
*Katınnı çaçı- uzun, akılı-kısha: Kadının saçı uzun aklı kısa.
(Bu ata sözü satıraltı tecümede doğru anlaşılamaz, zira "kıshaakıl" kelimesi günümüzdeki anlamında kullanılmamakta. Eskide "Kısha akıllı" -"duygusal", "hemen ateşlenen, o yüzden serin kafayla karar veremeyen" olarak bilinmişti. Dolayısıyla atasözü "Kadının saçının gür olduğu gibi duyguları da gür" olarak çevrilmektedir. Görüldüğü gibi, baştaki hakaretli deyişe nazaran, bu çeviri sevecen, esprili bir davranışı içermektedir. Atasözünün asıl manası budur. Baştakıysa çarpıtılmış manadan ibarettir).
*Daurnu artı aur: Kavganın sonrası ağırlıktır. (Bu atasözü de satıraltı tercümesinde yetersiz kalmakta. Kullanılan manası şöyledir: "Kavga sonrası dönem insanlara ruhsal ağırlık yaşatır".
*Tama tama köl bolğun, cayıla cayıla el bolğun: Damlaya damlaya göl ol; yayıla yayıla nesil ol. (Burada "el" (köy, yerleşim bölgesi") kelimesi "nesil" manada gelmektedir).
*Tamğan tamçı köl bolur: Damlayan damla göl olur.
*Tamğan tamçı taşnı teşer: Damlayan damla taşı delıkler.
*Kakğanna eşik açılır: Çalana kapı açılır.
*Çal çakğa ahsınır: Ak saçlı gençlik çağa bakarak içini çeker.
*İzlennen tabılır: Aranan bulunur.
*Sadaklı üyğe cau kirir: Yaylı eve düşman girer.
*Korkak korkğanına tüber: Korkak korktuğuna rastlar.
*Aman cora amanlık tartar: Kötüye yorum kötülüğü çeker.
*Caradan korkğan-caralı: Yaradan korkan yaralanır.
*Başına tartsan başına kelir: Kendine ne çekersen başıına gelir.
*İgi oyum-ullaul, aman oyum-talaul: İyi fikir yükseltir, kötü fikir alçaltır.
(Satıraltı tercüme manasını yansıtamıyor. "Ullaul"-yükseğe çekilmeyi anlatan eski kelimedir. Orneğin: "Ullaul auruu tartdı da kazauatha can atdı"...
( "Çokka'nı haparları". folklor). "Talaul" ise alçalmadan daha da beter durumu anlatmakta).
*Honşunu koşuna ot salsan kesi koşun da canar: Komşunun damını ateşe verirsen kendi damın da yanar.
*Honşu karnaşdan cuuk: Komşu kardeşten yakın.
*Üy sorma da honşu sor: Ev sorma da komşu sor.
*Kanlı künde - karnaş: Kanlı günde kardeş...
*Ananı karğışı sabiyge-alğış: Ananın bedduası çocoğu için dua.
*Başhasına kazğan çunnuruna kesin tüşerse: Başkasına kazdığın çukura kendin düşersin.
*Bal çibin balda ölür: Bal arısı balda ölür.
*Küy bolmasa şam kayda, biy bolmasa halk kayda: Asil olmazsa şan nerede, başkan olmazsa halk nerede (ne eder anlamında).
("Küy"(aksüek biy) Hunlar'da unvan belirtisi ad takması olmuştu. Örneğin: "men anı küysünmeyme"(ben onu küy saymıyorum) biçimde "küy" kelimesi Nart'larda korunmaktadır).
*Amanatha hıyanat degenley... Emanete ihanet denilen gibi...
*Kütey ulu tayak bla oynar: Çobanın oğlu sopayla oynar.
*Körgen körgenin eter: Herkes gördüğünü yapar.
*Kün körmegen kün körse kündüz çırak candırır: Sonradan görme gündüz meşale yakar.
( Kullanılan anlamı biraz farklıdır. "Eksiklikte yaşayan aniden zenginleşirse, zenginlik ve mutluluğun simgesi sanarak halkı güldürebilecek davranışlar gösterir" çeviri bu atasözünün manasını tam açıklığa kavuşturmaktadır).
*Cerge bergen cemiş alır: Yere uğraşını veren ürün alır.
*Caum-kökden, bitim cerden, etim-erden: Yağış gökten, bitki yerden, yapmak (kazanmak) adamdan.
*Açık kolğa kuş konar: Açık avuça kuş konar.
*Carlığa bergen-can üçün, bayğa,biyge bergen-mal üçün: Fakire veren can için, zengine, efendiye veren mal için.
*Cılauk cılauluk bolur:
Satıraltı tercümesi anlamını veremez. Kullanılan manası-"Hep hayatından şikayet edip duranın yaşamı ağlanacak olur".
*İği innet iğilikge tübetir: İyi niyet iyilikle karşılaştırır.
*Eşek kala kurdu da artı bla oydu: Eşek kale kurdu da kıçıyla kırdı.
*Ay tutulsa culduz süyünür: Ay tutulduğunda yıldız sevinçli olur.
*Bek anası cılamaz: Korunanın anası ağlamaz.
*Mal batlık kabakda aytılır, tin baylık halkda aytılır: Mal varlık mahallede konuşulur, manevi varlık halkta konuşulur.
( Bu atasözünün satıraltı tercümesi anlamını tam verememekte. Soyut tarzdaki manası- "Mal varlıkla mahallede şohret olursun, manevi varlıkla halkta". "Aytılır" sözü "konuşulur" manasının yanı sıra "şohret olur", "itibar kazanır" anlamında da kullanılmaktadır. Bu kelime kötü şohreti de kapsamaktadır).
*Zamannı bilim ozar: Zamanı bilim ozar.
*Amal bilgen- amal bla, amal bilmegen aman bla: Çare bolmasını bilen çare bularak, çare bolmasını bilmeyen çaresizlik içinde.
Kullanılan manası-"Her derde çare bulabilen çaresiz kalmaz, çare bulmasını bilmeyen ise çaresizlişk içinde yaşar.Burada "aman" (kötü) kelimesi cümle yapısına göre anlam kazanan sözlerden olup "çaresizlikte yaşar" manayı taşımaktadır.
*Taş köb tözgenden taş bolğandı: Taş çok dayandığından taşa dönüşmiş.
*Tamğan tamçı taşnı teşer: Damlayan damla tişı delik eder.
(Burada "damlayan" kelimesi stıraltı tercümede anlamı kapsayamamakta. "tamğan" (damlayan) cümle manası itibariyle manasını değiştirmekte ve " damlayıp duran" anlamında gelmektedir). Kullanımda bir diğer sıyut tarzdaki anlamı da var: " Devamlı uğraşan hedefine ulaşır").
*Kolu ullu-asıu, ayağı ullu-carsıu: Elin büyüklüğü hoş, ayağın büyüklüğü hüzün.
*Muharnı karnı toysa da közü toymaz: Oburun karnı doysa da gözü doymaz.
*Tilegenni-kaytarma, tilemegenne-berme: İsteyeni çevirme , istemeyene verme.
*Culduz tağarıkma deb çırahtanını atma: Yıldız asacağım diye meşale altını atma. (Burada "atma" kelimesi cümlenin manasına bağlı değişime uğrayarak "çöpe atma" anlamında gelmektedir).
*Keme da miner kayıkğa, kayık da miner kemege: Gemi de biner kayıkka. kayık da bimer gemiye. Kullanımdaki diğer manası-"Bügün - o, yarın sen muhtaç olursun".
*Adamğa adam kerek: İnsana insan lazım.
(Satıraltı tercüme anlamını yansıtamamakta. "Kerek" sözü burada "ihtiaç var" manadadır o yüzden kullanımdaki mana değişmekte ve "İnsanın insana ihtiyacı var" olarak çevrilmektedir. Cümle yapısı itibariyle, zaman belirleyen sözünün mevcut olmamasından, "kerek" kelimesi "her zaman" manasını da içermektedir. Öyle de atasözü şöyle okunur: " İnsanın insana her zaman ihtiyacı var").
*Ullu köllü ölden urulur: Kibirli gönlinden yralanır.
*Başhağa külüuçü külkülük bolur: Başkasına gülmeyi seven gülünecek olur. (Satıraltı tercümesi anlamını taşımakta zayıf kalmaktadır. Burada "külüuçü" sözü "dalga geçmeyi seven" manada gelmektedir. Atasözü şöyle okunur: "Başkasıyla dalga geçmeyi seven kendisi o hale düşer").
*Şam - tohamadan, ayıb-baudan: Şan-saraydan, utanç-damdan.
(Satıraltı çeviri bu atasözünü anlatamamakta. Kullanılan manası-"Asil küçük düşmez" dir).
*Kul sözüne tükürür: Kul sözüne tükürür
(Bu atasözünde edebiyat diline aykırı "gaz" sözü kullanıldığından "tükürür" sözle değiştirilmiştir. Kullanımdaki deyişi-"Kul sözune gaz çeker").
.*Eşekten at bolmaz, kuldan baş bolmaz: Eşekten at olmaz, kuldan başkan olmaz.
*Kütey tarhha çıksa onouçusu koy bolur: Çoban tahta çıkarsa danışmanı koyun olur.
*Zaman açıu emer, öz açar: Zaman acıyı emer, özü açar.
Görüldüğü gibi bu atasözü de soyut tarzda anlaşılan türdendir ve satıraltı tercüme manasını verememekte. Kullanılan manası-"Zaman her acıyı unutturur, yaşama gücünü tekrar verir". "Öz açar" (özü açar) kelimesi cümledeki mana ağırlığından etkilenen söz olup burada "yeni öz, tekrar mutluluğu yakalama gücü" anlamında gelmektedir.
*Künçıkğanna akıl izley bar, Künbathanna akıl bere ket: Doğu'ya akıl almak için git, Batı'ya akıl vermek için git.
*Akıllı elge sorur, akılsız cerge sorur: Akıllı köye sorur, akılsız yere sorur. Satıraltı tercüme mana taşıyamuyor. "El" (köy) kelimesi burada "halk" manada gelmekte, "cer" (yer) ise "hiç bir yer, boşluk" manasını taşımaktadır. Öyle de atasözü şöyle okunur: "Akıllı halka danışır, akılsız-boşluğa".
*Tauğa zarlannan kayanı mahtar: Dağa gıpta eden kayayı över.
*Biy bla kuldan-kadır adam: Asil ile soysuzdan - katir insan.
Bu söz de biraz farklı söylenir: "Asil ile köleden etnik katiri doğar".
*Kabağa barğan- men, hapar aythan-sen: Kabe'ye giden - ben, haber veren - sen.
*Caş cılay cılay öser, kart ınnıçhay ınnıçhay keter: Çocuk ağlaya ağlaya büyür, ihtiyar oflaya oflaya tükenir. "Keter" (gider) kelimesi burada "ölür" manada gelmektedir.
*Kartın athan kartlıkda atılıb kalır: Yaşlısını bırakan yaşlılıkta bırakılıb kalır.
*Çıbıklıkda bügülmegen kazıklıkda bügülmez: Çubuluğunda bükülmeyen, direkliğinde bükülmez. Kullanılan manası-"Çençliğinde yontulmayan, olgunlıkta terbiye göremez".
*Sausuzğa karau-Teyrige colau: Hastaya bakmak Tanrı'ya yol bulmaktır.
Çok eski bir deyiştir. "Col au" kelimesi (yol bul, yolu omuzla, yolu tamamla) bu atasözünde "hayır işle, Tanrı'ya yol bul" anlamında söylenmektedir.
*Zıldıuay cıyınna kirgen akıllı zıldıuayça kozulur: Çatlaklar topluluğuna katılan aydınla bir çatlak imiş gibi dalga geçilir.
*Cerin bilgen sıysız bolmaz: Yerini bilen alçalmaz.
*Akıl bla Baş-coldaş: Satıraltı tercüme mana veremez. "Baş" (kafa, başkan, en baştaki, yönetici) bu atasözünde "başarı, üstünlük, parlak şans" anlamında gelmekte. Dolayısıyla atasözü şöyle okunur: "Akıl ile üstünlük (başarı) yoldaştır".
*Batar kemede çıçhan kozğalır: Batacak gemide fareler ayaklanır.
*Asıl sıyın asıb tutar: Asil şerefini asılı tutar.
Burada "asıb" (asılı) sözü "yüksekte" anlamında söylenmektedir.Kullanımdaki şekli -"Asilin şerefi kusursuz".
*Cörmege-cuurt, başayakğa-tatıran:
"Cörme" -sıkı tuzlanmış iç yağı işkembeye sarılır, sonra kurutulur. Pişmiş cörmenin yanıda saf yoğurt (cuurt) verilir. "Başayak" ise koyunun baş ve ayak etidir. Onların yanında sivri tadı olan tuzlık (tatıran) koyulur. Satıraltı tercümesi "İşkembe sucuğuna - yoğurt, baş ve ayakğa-sivri ketçap" anlamını yansıtamaz. Ata sözü soyut tarzda şu anlamda kullanılmakta: "Doğru katkı yarımı tam kılar".
*Anasına kara da kızın al: Anasına bak da kızını al.
*Anası mahdağannı alma, kelini sökgenden kalma: Anasının övdüğü kızı alma, gelininin karaladığı kızdan vazgeçme.
*Berne kelinni unutdurur: Damatın soyuna dağıtılan hediyeler gelini unutturur. "Berne" damadın akrabalarına dağıtılan hediyelerdir. "Çeyiz" anlayışı doğru değil. "Çeyiz"e "üy kerek" denilmektedir.
*Çilleden tamğa çıkmaz, namıs ariulanmaz: İpekten leke çıkmaz, namus temizlenemez.
*Cığılğan namıs süyelmez: Yıkılan namus kalkamaz.
*Namıs ketgenden can ketsin: Namusun gitmesindense can gitsin.
*Mal kaytır da sıy kaytmaz: Mal geri döner de itibar geri dönmez.
*Namıssız kün-karannı: Namussuz gün-karanlık.
*Cannız bolsan da - tüzge cak: Yalnız da olsan haklıya arka ol.
*İgini huyusu kurumaz: İyinin kuyusu kurumaz.
*Altın batmakda karalmaz: Altın çamurda kararmaz.
*Baylık kulnu biy etmez: Zenginlik kulu bey yapamaz.
*Korkuu bla Hıyanat - karnaş: Korkaklıkla İhanet kardeştir.
*Uzakdağı karnaş uzak kalır, katındağı honşu ceter: Uzaktaki kardeş uzakta kalır, yanındaki komşun yetişir.
*Bilmez-tiline tiline, bilgen-tirile tirile:
Satıraltı tercüme manayı zedeler. "Tiline" (uzun dar kesilerek) kelimesi burada cümle manasından etkilenerek "kırıla kırıla, üzüle üzüle" anlamını vermekte, "tirile" (canlanarak) söz ise "başarıdan başarıya" olarak okunmaktadır. Öyle de atasözü şöyle okunmakta: " Bilmeyen (cahil) kırıla üzüle yaşar, bilgin başarıdan başarıya atlar".
ââåðõ^ ê ïîëíîé âåðñèè ïîíðàâèëîñü! â evernote


Âû ñåé÷àñ íå ìîæåòå ïðîêîììåíòèðîâàòü ýòî ñîîáùåíèå.

Äíåâíèê ÄÐÅÂÍÈÅ ÏÎÑËÎÂÈÖÛ È ÏÎÃÎÂÎÐÊÈ ÃÓÍÍÎÂ-ÊÀÐÀ×ÀÅÂÖÅ "ÍÀÐÒ Ñ¨ÇËÅ" | EVREN-1 - Sofi Tram-Semen | Ëåíòà äðóçåé EVREN-1 / Ïîëíàÿ âåðñèÿ Äîáàâèòü â äðóçüÿ Ñòðàíèöû: ðàíüøå»